Yeni Yeni'den


    Binbir Gece

    Paylaş
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Cuma Mayıs 30, 2008 4:21 pm

    Yaşasın Şehrazat hamile!
    Nasıl mutlu olduk. Son bölümde Şehrazat'ın hamile olduğunu öğrendik. Ama hangi arada, hangi derede oldu? Çünkü sürekli bir didişme vardı.

    Bir proje arasına denk gelmiştir. Ben açıkçası Peride Hanım'ın o çocuğu kabul etmek zorunda kalacağını sanırım, iki hafta önce yazdım.
    Bu dizide en çok üzüldüğüm Mihriban. Kadersiz bir kadın. Yok, onun hayatı Şehrazat'ın evinde çoğalan çocuklara bakmakla geçecek. Senaryo öyle bir rol biçmiş. Azıcık ucundan böyle işte bir adam buldular. Hemen derdest edip yolladılar. Kaan ve kardeşine (yeni gelen daha cinsiyeti belli değil!) hizmet ederek buradan emekli olup Azerbaycan'a gider.

    Sina Koloğlu / Milliyet


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Cuma Mayıs 30, 2008 4:22 pm

    “BİNBİR GECE’NİN ‘CANLI’ FİNALİ, GÜZEL BİR HAYALDİ!” ALİ EYÜBOĞLU YAZIYOR!...

    30/5/2008 10:22


    İşte Milliyet Gazetesi yazarı Ali Eyüboğlu'nun yazısı!...



    'Binbir Gece’nin ‘canlı’ finali, güzel bir hayaldi!'




    Cengiz Semercioğlu, Kelebek’te “Binbir Gece” dizisinin dünyada bir ilke imza atıp, finalinin canlı yayınlanacağını yazdığında doğrusunu söylemek gerekirse ben bunu niye atladım diye hayıflandım.
    Çünkü böylesine özel bilgilere ulaşıp, onları kamuoyu ile paylaşmak ayrı bir zevk.
    Yapımcılar, yönetmenler, oyuncular ve de set ekipleri, bir ayda çekilen bir sinema filmi uzunluğundaki dizi bölümlerini yetiştirebilmek için haftanın 7 günü gece gündüz çalışmaktan dert yanarken, “Binbir Gece” gibi iddialı bir dizinin finalinin canlı olması, nereden bakarsanız bakın ilginç bir fikir.
    Ancak “Binbir Gece”nin finaliyle ilgili aldığım son bilgi, “canlı yayın” projesinin sadece bir fikir olarak kaldığı, hayata geçemeyeceği şeklinde.
    Kanal D Genel Müdürü İrfan Şahin’e sordum “Binbir Gece”nin finalinin her zaman olduğu gibi banttan mı, yoksa bilmem kaç kamerayla yapılacak çekimler sayesinde canlı mı yapılacağını...
    Şahin, “Söz konusu bölümde bir düğün sahnesi var. Düğün sahnesinin çekimleri Kanal D’nin canlı yayın arabalarındaki ekipmanlarla canlıymış gibi çekilecek ama dizi banttan yayınlanacak” dedi. “Binbir Gece”nin canlı yayınlanması fikri, hayalden öteye gitmedi ama olsun, hayali bile güzeldi!

    kaynak:ucankus


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Cuma Mayıs 30, 2008 4:22 pm

    Binbir Gece”de muhteşem sezon finali!..

    Kanal D’nin izlenme rekortmeni dizisi “Binbir Gece”, canlı yayınlanacak sezon finaliyle dünyada bir ilke imza atacak.



    Başrollerini Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Tardu Flordun ve Ceyda Düvenci’nin paylaştığı ve Kudret Sabancı’nın yönettiği “Binbir Gece”nin göz kamaştırıcı sezon finali canlı olarak ekrana geliyor.



    Kanal D’nin reyting rekortmeni dizisi “Binbir Gece” 3 Haziran Salı gecesi ekrana gelecek sezon finali, sekiz kamerayla yapılacak çekimle canlı yayınlanacak.



    “Binbir Gece”, Onur ve Şehrazat’ın düğünüyle sezona veda ediyor. İkilinin masalsı aşklarını görkemli bir düğünle finale taşıyacak olan dizinin bu bölümü, Kanal D’nin de desteğiyle 150 kişilik teknik ekip tarafından hazırlanıyor. Sürpriz sanatçıların en özel aşk şarkılarıyla yer alacağı düğün sahnesinde, Galaksi, Jimmy Jip Panther, Steadicam gibi kameraların kullanılacağı rejili çekim sabit kameralarla da desteklenecek.



    Sezon finalinde dünyada bir ilke imza atacak olan “Binbir Gece” dizisinin finali için 250 bin YTL ek bütçe kullanılacak. Nefes kesen bir finalle sezona veda edecek:



    İŞTE DİZİDE YAŞANACAK OLAYLAR

    “Binbir Gece”de yeni sayfalar açılacak, izleyicisiyle arasında yeni bağlar kuracak. Şehrazat ve Onur’u düğün heyecanı sarmıştır. Düğününe gitmeye hazırlanan Burhan ve Nadide’yi tatsız bir sürpriz beklemektedir. Kerem annesi ve babasıyla ilgili öğrendiği yeni bir gerçekle sarsılır. Herkesin dikkati Onur ve Şehrazat’ın düğününe yönelmişken, Burak ve Sezen de dünya evine girmek için hazırlanırlar. Tüm uyarılarına rağmen kızı Sezen’in Burak’la görüşmesi Semih’i çılgına çevirir. Füsun ve Ali Kemal gizlice aşk tazelerken, Ahu ve annesi Neriman evin huzurunu kaçırmaya devam ederler. Binyapı’nın yeni mimarı Eda, Şehrazat’ın güvenini kazanmak için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Hiç ummadığı bir anda Şehrazat’tan çocuğu olacağını öğrenen Onur nasıl tepki verecek? Kerem’in anne ve babasıyla ilgili yüz yüze geldiği gerçek ne? Burak ve Sezen evlenebilecek mi? Masallara yakışan düğünde Onur ve Şehrazat’ı ne bekliyor? Tüm bu soruların cevabı salı akşamı sezon finalinde.

    uçankuş


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:01 pm

    Canlı canlı fiyasko


    Dünya televizyonlarında bir ilk olacaktı bu canlı final... Ama ne finaldi. Ekran başına oturanlar Binbir fiyaskoya tanık oldu.





    Hani dünyada bir ilkmiş ya... Hani Türk televizyonları içinde de
    yapan çıkmamış ya... Zap yaparken rastlamak dışında izlemediğim Binbirgece'yi sırf bu merak yüzünden oturup izledim...
    Bakalım "ilk" nasıl olacak diye...
    Sonunda da şunu bir kez daha anladım...
    Bizim medyanın gazına gelmemek lazım...
    Gelirsen kendini enayi gibi ekran önünde kala kalmış bulursun...

    Valla ben öyle oldum...
    Belki arıza bendedir diye evdeki ahaliye de sordum...
    Dizinin sıkı izleyicisi olan yengem;
    -"Dizi izliyormuş gibi olmadım ki... Suni bir şeydi, hiç bir şey anlamadım" deyip özetini yaptı.
    Yüzünde koca bir hayalkırıklığı vardı ve kendini fena halde aldatılmış hissediyordu.

    Haksızda değildi yani... Dizinin takipçisi olmayan ben bile aynı moddaydım... Hani komşunun düğün kaydını almışız da videodan izlemişiz gibiydi. Gerçi o video kayıtları bile daha eğlenceli olur ya neyse...

    Finale dair notları sıralayacak olursak;
    -İzleyici efekt sesten başka bir şey duymadı. Ne çarpıcı bir sahne, ne de etkili bir diyalog vardı.
    -Ferhat Göçer, İlhan Şeşen ve Nükhet Duru'nun şarkıları bile güme gitti. Zamansız patlatılan havai fişekler ile mikrofonlar patladı.
    Hatta Nükhet Duru şarkı söylerken, Onur'un "Ne güzel şeysin sen kız, nasılsınız" gibi anlamsız konuşmaları yayındaydı...
    -Dizedeki muhabir rolünü oynayan bayan arka arkaya tekledi. Öylesine garip bir sahneydi ki ne işi vardı o sahnenin o anda anlamak mümkün olmadı.

    -Tek düzgün sahne Burak ile Sezen'in gizli düğünüydü. Orada hem diyalog hem güzel çekimler vardı. Ama Sezen'in babasının sözde endişelendiği için Kerem'i aradığı sahne evlere şenlikti.
    -"Canına kıymasından korkuyorum" derken ne seste ne yüzde zerre kadar endişe ifadesi yoktu. Ardından da içmeye devam ediyor. Müthiş endişeli baba böyle mi oluyor...

    -Başrol oyuncusu Şehrazat ile Onur'un sahneleri ise tam anlamıyla rezaletti. Doğru düzgün iki cümlelik diyalog yazılmamıştı. Ne bir özel bakış, ne özel bir duygu karesi vardı.
    -Onur'dan 1 saat içinde çıkan üç cümle vardı; "Hoşgeldiniz, nasılsınız, sağolun..." Şehrazat'ın ise mıymıy sesi canlı yayında kaybolup gitti.

    -Final sahnesi ise o kadar yapmacıktı ki diziyi izlemek için ekran başına oturanlar büyük bir amatörlüğe denk geldi...
    Şehrazat karnını tutup;
    -"Onur... Onur..." diye sesleniyor...
    Yine sesi mırıltı gibi... Kamera da uzak planda olduğu için yüz mimiklerinden de bir şey anlaşılmıyor.
    Onur ise yerine kazık kakmış gibi bir türlü kımıldamıyor.
    -"Ne oluyor sevgilim" diye sesleniyor...
    Şehrazat yere yığılıyor, bir anda gelinliği kanlanıyor...
    Onur başına o zaman gidiyor yine takılmış plak gibi;
    -"Ne oluyor sevgilim" lafından başka bir şey çıkmıyor ağzından. Başka bir cümle yazılmamış ya da ezberletilmemiş anlaşılan...

    Ve dizinin final müziği çalıyor, alt yazılar ekrandan geçip gidiyor...
    Televizyon başına merakla oturan binlerce kişi aval aval ekrana bakıp kalıyor. Günlerce pohpohlanıp reklamı yapılan muhteşem final tam bir hayalkırıklığı ve koca bir balon oluyor.

    Hani dünya televizyonlarında bir ilkti ya bu...
    Doğru vallahi...
    Dünya televizyonlarında canlı canlı yayınlanan ilk fiyaskoydu bence... Bu açıdan Binbirgece ekibi bir ilke imza attı...
    Tebrikler...

    Hacer Alkan /İnternethaber


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:01 pm

    Binbir Gece masalı yarım kaldı
    Sezon finaliyle bir ilke imza atan dizinin düğün sahnesinde Şehrazat'ın masalı yine yarım kaldı.

    Son sahnede kan içinde yere yığılan Şehrazat'a ne olduğu , yeni sezonda belli olacak. Binbir Gece'nin sezon finali, sekiz kamerayla yapılan çekimle canlı yayınlandı. Genç, güzel ve başarılı mimar Şehrazat'ın lösemi hastası oğlunu hayatta tutabilmek için giriştiği mücadele, patronu Onur'la olan masalsı aşkı ve zengin karakterleriyle iki sezondur salı gecelerinin vazgeçilmezi olan "Binbir Gece", dün akşam Onur ve Şehrazat'ın düğünüyle sezona veda etti. İkilinin masalsı aşklarını görkemli bir düğünle finale taşıyan dizinin bu bölümü, Kanal D'nin de desteğiyle 150 kişilik teknik ekip tarafından hazırlandı. Nükhet Duru, İlhan Şeşen ve Ferhat Göçer’in en özel aşk şarkılarıyla yer aldığı rejili çekim sabit kameraların yanı sıra yüksek teknikli kameralarla da desteklendi.

    Hürriyet


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:02 pm

    Dağ fare doğurdu!!! Binbir Gece'nin 750 Bin YTL'lik canlı finalinde neler oldu?
    MEDYAFARESİ ANALİZ--

    Binbir Gece'nin canlı yayınlanan finali için günlerce hazırlık yapıldı. Sonunda ortaya hiç de Binbir Gece efsanesine yakışmayan bir final çıktı.

    Günlerdir merakla beklenen Binbir Gece'nin sezon finali nihayet ekrana geldi.

    Canlı yayın dizi keyfi ekranda dizi havasından çok amatör bir skeç, bir müsamere havasındaydı..

    İlk olarak sahneye Şehrazat ile Onur çıktı. Davetlilerin alkışlarıyla düğünün yapılacağı alana gelen Aksal çifti konuklarla tek tek ilgilendi.

    Aşırı heyacanlı oyuncuların sık sık kameraya bakarken yakalanması, banttan bölümlerin girdiği anlarda bile ekranda canlı yazısının tutulması dikkatlerden kaçmadı. Oyuncular arasında dişe dokunur bir replik yoktu. Toplasan 10 dakikayı geçmeyen canlı yayında dizi olayı, en basit eğlence programı havasından bile uzaktı.

    Hiçbir yakın plan detayın ekrana gelmediği canlı yayın genel olarak sönük geçti..

    Kudret Sabancı'nın 8 kamerayla canlı dizi olayına girmeden önce, maçların canlı yayını 15 kamerayla yapan Musa Çözen'in bantlarını izleyip biraz fikir edinmesi faydalı olurdu.

    Diziye konuk olan Mehmet Ali Birand arabasından iner inmez bayan muhabirin sorularıyla karşılaştı. Hergün milyonlarca kişiye canlı yayında seslenen Birand, ekranda olduğundan daha heyecanlıydı. Arada repliklerini kaçırsa da başarılı bir performans gösterdi Birand.

    Diziye konuk olan ünlü sadece Birand değildi, sanatçı İlhan Şeşen, Ferhat Göçer ve Nüket Duru düğünde sahne aldı.

    Onur'un son uğradığı masanın konukları ise gazetecilerden oluşuyordu. Masada Ömür Gedik, Irfan Sahin, Bekir Hazar, Yuksel Aytuğ, Cengiz Semercioğlu ve Mesut Yar hazır bulundu.

    Bu sahne sonrası Bennu ile konuşan Onur Aksal, Şehrazat'tan gelen sesle adeta şok oldu. Kanlar içinde kalan Şehrazat birden yere yığıldı ve canlı dizi keyfi burada sona erdi.

    medyafaresi


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:02 pm

    Binbir Gece Kanal D'yi uçurdu!!! İşte genel sonuçlar ve diğer kanallar!!!
    Dün gece ekrana gelen Binbir Gece finali adeta Kanal D'yi uçurdu. Diğer kanallar kaçıncı oldu? İşte reytingfaresi...

    "AB PRIME-TIME" SIRALAMASI

    KANAL D: 43.9
    SHOW TV: 8.4
    STAR: 5.8
    ATV: 4.5
    STV: 3.9
    FOX: 3.7
    KANAL 1: 3
    TRT1: 2.3
    KANAL 7: 1.2
    FLASH: 0.9
    CINE 5: 0.5
    DSC: 0

    "AB TÜMGÜN" SIRALAMASI

    KANAL D: 26.4
    SHOW TV: 8.4
    ATV: 7.9
    STAR: 6.8
    FOX: 5.3
    KANAL 1: 4.5
    STV: 3
    TRT1: 2.9
    KANAL 7: 1.9
    FLASH: 1.4
    CINE5: 1
    DSC: 0.1

    "TOTAL PRIME-TIME" SIRALAMASI

    KANAL D: 35.2
    SHOW TV: 12.4
    STV: 10.2
    STAR: 6.7
    ATV: 5
    FOX: 3.5
    KANAL 1: 3.4
    KANAL 7: 3.2
    FLASH: 1.8
    TRT1: 1.7
    CINE5: 0.5
    DSC: 0

    "TÜMGÜN TOTAL" SIRALAMASI

    KANAL D: 22.2
    SHOW TV: 10.3
    STAR: 8
    ATV: 7.3
    FOX: 6.9
    STV: 6.4
    KANAL 7: 4
    KANAL 1: 4
    TRT1: 2.1
    FLASH: 2.1
    CINE5: 1.2
    DSC: 0

    medyafaresi


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:03 pm

    Canlı düğünün perde arkası

    Şimdi siz bu "perde arkası" lafını mecaz anlamda kullandığımı sanacaksınız ama hayır. Birazdan size Binbir Gece dizisinde Şehrazat ile Onur'un canlı olarak yayınlanan düğün sahnesinin gerçek "perde arkasını" aktaracağım. Biz televizyon eleştirmenlerinin bulunduğu masa, rejiye yakındı. Bu nedenle oyuncular yeni sahnelere bizim iki metre yanımızda hazırlanıyorlardı. Düğün sahnesi başlamadan önce Bergüzar Korel'in (Şehrazat) mikrofonunun kontrol edilmesi gerekti. Teknisyenler geldi, Bergüzar gelinliğinin eteğini kaldırdı. O da ne? Gelinliğinin altına paçalı don mu desem, yoksa tayt mı bilemediğim bir şey giyivermiş. Gecenin ayazından korunmak için olduğunu tahmin ettim. Zira gece boyunca düğünün yapıldığı bahçedeki herkes tir tir titriyordu. Sizin havai fişek sesi sandığınız takırtılar ise yanımda oturan Ömür Gedik'in birbirine çarpan çenelerinden geliyordu! Daha sonra Şehrazat'ın gelinliğinin içine kan efekti oluşturacak torba ve fünye yerleştirildi. Ama set görevlileri bu kez duruma "uyanmış" olacaklar ki, Bergüzar'ın etrafında çember oluşturup, havaya kaldırdıkları örtülerle bir perde/paravan oluşturdular. Ben de "gecenin enstantanesini" cep telefonumla "ölümsüz" kıldım. Teknik açıdan mükemmel olmasa da bana göre "tarihi" bir fotoğraf oldu! (Özellikle de omzuna şal almış Bekir Hazar açısından) Bedavaya figüranlık yapıp, "arka masada yemek yiyen adamı" oynamama rağmen, yılın en "seçkin" düğününde bulunmaktan mutluydum. Zira davete çağırılan 10 kişiden biriydim!.. (Ayazda aç karnına bir saat mutlu adam taklidi yapacak kaç kişi bulabilirlerdi ki zaten?) Bir ara canlı yayını "unutulmaz" kılmak için ortaya fırlayıp, "Durun, siz evlenemezsiniz, kardeşsiniz" demek içimden geldi ama 150 kişilik ekibin emeğine acıdım! Bu arada önümüzdeki kadehlerde şarap süsü verilmiş vişne suları duruyordu. Mesut Yar bir ara gerçek şarap sipariş etti. Getiren garson, Mesut'un yarım kadeh vişne suyunun üzerine şarabı boca etmesin mi? Mesut nihayet sosyo-politik trendi tutturmuş oldu: Şerbetli şarap!.. Şifa niyetine... Benim en büyük korkum, düğüne Ali Kemal'in de davetli olmasıydı. Malum, bizim Spermmen'in elinden uçan da kaçan da kurtulmuyor. Her an arkamızda bir yerlerde belirebilir diye yere düşen peçetemi bile almaya cesaret edemedim! Vallahi ne yalan söyleyeyim, bizler düğün gecesi pek eğlendik. Ama daha sonradan öğrendim ki ekran başındaki seyirci hiç mesut olmamış. Boğulan sesler, şarkıların ortasına karışan öksürükler, "Yalçın Abla" şeklindeki dil sürçmeleri ve Şehrazat'a hâlâ "Evliyaoğlu" diyen muhabirler yüzünden dizi çekilmez hale gelmiş. Bir de "okul piyesi" tadında acemi oyunculuklarla masalın büyüsü iyice kaçıp, "canlı düğün", yapımcısı ve yönetmeni açısından "tatlı bir fantezi", Kanal D adına da "tatlı reklam geliri"nden öteye gidememiş. Ha, bu arada, kahramanlık yapıp, battaniyemi yanımda zangır zangır titreyen Ömür Gedik'e vermiştim. Şimdi kahramanlık madalyamı öksürük ve hırıltı olarak "göğsümde" taşıyorum!..

    Yüksel Aytuğ-Sabah


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:03 pm

    Başrolde soğuk vardı

    Binbir Gece’nin canlı çekilen finali nasıldı diye sorarsanız tek kelime söylerim; Buz gibiydi...

    Hadımköy’ün oralarda kurulan site içindeki villalardan birinde çekiliyormuş dizi, açık havada gece vakti resmen donduk. Dizi canlı çekiliyor ya kaçsan kaçamazsın, üstüne şal almaya kalksan alamazsın... Dolayısıyla dizide ne oldu ne bitti hiçbir şey anlamadım ben...

    Halit’le tebrik sahnemizde (Halit deme Onuuuur) beni ekranda görüp, muhteşem oyunculuğuma şapka çıkaran herkes "Düğün nasıldı" diye soruyor.

    "Başrolde soğuk vardı" diye yanıt veriyorum...

    Cengiz Semercioğlu-Hürriyet


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:03 pm

    Yeni dönem hastanede açılıyor
    Binbir Gece, sezon finalini gerçekleştirdi. TMC, bol katılımlı işi ilk kez İstanbul Masalı’nda uygulamıştı.

    Bu kez canlı oluşu ilginçti. TV eleştirmenlerinin bile masası vardı. ‘Burhan Bey gelmedi mi’ lafının eski kayınpedere mi yoksa bize mi yollandığını çözemedik. Çünkü söylendiği yer meslekdaşlarımızın yanıydı.

    Beklediğimiz gibi Şehrazat, kıskanç mimar bayan tarafından zehirlendi. Hem de bitki çayıyla. Yeni dönem hastanede açılır. ‘Bebeği kaybettik ama, onu kurtardık’ denir. Erol Avcı, halkın nabzını iyi tutanlardan. Rating makinesi sanki.

    Burhan Ayeri / Akşam


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Perş. Haz. 05, 2008 3:03 pm

    Dilara Pekel
    Canlı ve Kanlı Gecce!

    Ben Binbir Gecce dizisini yazmaktan sıkıldım ama onlar malzeme vermekten bıkmadılar. Dün gecce televizyon tarihinde bir ilki hep beraber izledik. Dünyada tonla dizi çekilir kimsenin aklına diziyi canlı çekmek gelmez, bizimkilerin aklına geldi. Aferin onlara; şaheser bir canlı yayın izledik(!) Şahtılar, şahbaz oldular..

    Dün gecce hava çok rüzgarlıydı bildiğiniz gibi. Haliyle bu seslere de yansıdı. Sesler ya patladı ya da hiç duyulmadı canlı yayında.. Televizyonun sesini bir açıp bir kısmaktan içim sıkıldı; en sonunda kumandayı fırlattım koltuğa, duyduğum kadar ne yapayım dedim..

    Şimdi gelelim dizideki bombalara..

    Şehrazat ve Bennu düğünden önce stres atmak için dans etmeye karar verdiler. Müziği son ses açtılar ve başladılar çılgınlar gibi dans etmeye ve tam o sırada Şehrazat bombayı patlattı: ‘Yavaş dans et Bennu, hamilesin!’ Hoppala, buyurun cenaze namazına, sen hamile değil misin Şehrazat? Baştan kabullenememiş kadın çocuğu ki.. Unutuverdi herhalde..

    Sonra kendisini tanımadı diye hayatı ona zehir etmeye karar vermiş hain kadın, Şehrazat’a içmesi için bir çay hazırladı bildiğiniz üzere.. Çeşitli otların karışımından oluşmuş bir çaydı bu adı üzerinde ve sıcaktı değil mi? Ama Şehrazat, o çayı bir dikişte içti.. Ağzı yanmadı mı yani, yoksa soğutup da mı getirdi kadın o çayı anlamadım..

    Bir de bu kızın kinini anlamış değilim. Bize yansıtılan eksiden Şehrazat’la sınıf arkadaşı oldukları ve Şehrazat’ın kızı hatırlamamasından ötürü Eda’nın duyduğu kin. İyi tamam da sırf insan birini hatırlamadı diye Glean Meade romanlarından fırlamış gibi kötü bir karakter oturtulmaz ki insanın üstüne, ey senaristler.. Gıcık olunup geçilecek bir şey bu tanımama durumu, niye bu kadar abartıldı anlamış değilim; kesin yeni sezonda kötü bir şeyler bekliyor bizi bu Eda Hanımcım’la ilgili..

    Neyse efendim sonra düğün bölümüne geçildi. Canlı yayından olsa gerek oyuncular ara cümlelerde saçmaladılar. ‘Nasıl eğleniyor musunuz?’ ‘Yemekleri beğendiniz mi?’ sorularını duymaktan fenalık geçirdim. Özellikle Onur’la Bennu arasında geçen ‘Kerem nerede Bennu’ muhabbeti tam bombaydı; uzadı da uzadı. Onur repliğini unuttu ok de araya başka bir şey de mi sıkıştıramadı yani? Aynı soru beş kez sorulur mu yahu?

    Bu arada dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama Bennu rolünde izlediğimiz Ceyda Düvenci’nin yeşil renkli hamile elbisesi Angelina Jolie’nin Cannes Film Festivali’nde giydiği elbiseye acayip benziyordu..

    Neyse konumuza dönelim.. Bir kızcağız vardı gerçekten muhabir mi yoksa laf olsun diye muhabir sıfatını yedi bilmiyorum hani Mehmet Ali Birand’ı karşıladı.. Tanrım, konuşamasaydı ya o kız keşke.. Söylemek istediğini en sonunda söyleyebildi ama garibim bana da sinir krizleri geçirtti.

    İlhan Şeşen’in şarkısının sonunda kulaklarımızı sağır edecek şekilde kim öksürdü öyle bilmiyorum ama feciydi..

    Ve geldik, meşhur sahneye.. Gökten bela yağsa Şehrazat’ın başına düşüyor nerdeyse; senaristler bizi gene yanıltmadı ve dert tak diye Şehrazat’ı buluverdi.. İçtiği o çayımsı şeyden ötürü karnına ağrılar saplanan Şehrazat önce ağır sesle Onur dedi, ardından Onur diye bağırıp ağlamak suretiyle kendini yere attı.. Fakat burada Onur Aksel’e dikkat! ‘Aha, karıma gene bir şey oldu, hayır ya şimdi sırası değil’i ifade eden bön bakışıyla adama kal geldi resmen.. Kadın acılar içinde kıvranmakta, Onur girdiği şoktan üç dört dakika sonra çıkmış olacak ki anca yanına koşabildi. Koştu da ne oldu diyeceksiniz; hiçbir şey.. Kadın acıdan çıldırmış o kaldırıp kaldırıp öpüyor.. Bir yardım edin diye bağırsana! Kameraman da sahneyi niye genel aldıysa son planda, çok alışmıştık Onur Aksel’in şaşıran ifadesinin tüm ekranı kaplamasına.. Tam kaplanacak yerde bu kez de genel aldılar planı.. Neden çünkü canlı yayınlandı. Öyle Türkiye’de ilk kez diye hava atması kolay, madem böyle bir işe kalkıştın ekipmanı tam tutacaksın.. Yok, yok bu ekip cidden ters..

    Hadi bunu da geçtim. Gelmek istediğim esas mesele var. Şimdi dizinin en başına dönün. Röportaj sahnesinde Onur, Şehrazat’a kaç aylık diye sordu ya bebek için.. Şehrazat da üç dört haftalık gibi bir şey dedi.. Şimdi sona geri gelin. Kadın acılar içinde kıvranıyor, belli ki çocuk düşüyor ve birden ortalık kan gölü.. Sizce mantıklı mı? Yani yediniz mi? Üç dört haftalık çocuk düşerken bu kadar kan akmaz diye biliyorum ben, yanılıyor muyum? Hani bir de o nasıl bir çaymış ki hemen etkiledi ve bu kadar kanamaya sebep oldu? Zehirli elmasını yiyen prensesi seyreden ‘kötü kalpli üvey cadı anne’ misali eserini seyrederken Eda Hanımcım’ın keyfine diyecek yoktu.. Ama biz de pek bir keyif bırakmadılar orası ayrı mesele.

    Hayır anlamıyorum, niye hep dert, hüsran bu dizi? Bu kadar mı zor bir kereliğine güzel final yapmak?

    Bir de hani beş saat sürecekti canlı yayın? Ne oldu, üşüdünüz mü?

    Uzun lafın kısası bugüne kadar hep eleştirdim ama bu bölüm gerçekten tam evlere şenlikti. Gerçekten tüm ekip hep birlikte bir ‘ilki’ gerçekleştirdiler. Bravo(!)

    Bol seyirli günler efendim..


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:44 pm

    Rol icabı değil panikten ağlamış

    Sezon finali canlı yayımlanan “Binbir Gece”nin başrol oyuncusu Bergüzar Korel, final sahnesinde kan gelmeyince paniklediğini ve kan akmazsa diye ağladığını söyledi. Korel, bundan sonra Şehrazat'a zıt bir rol istiyor.

    “Binbir Gece”nin sezon finalinin canlı yayımlanacağını ne zaman öğrendiniz?

    İki sene önce ilk toplantıda. Bana önce “Sen Şehrazat’sın” dediler, sonra da “Finali canlı yapacağız”.

    Sonuçtan memnun musunuz?
    Canlı yayın dönüp arkama baktığım zaman benim için çok zevkli bir şeydi.

    Çok da eleştirildi ama...
    “Görün bakın herkes kıskançlığından çatlasın” diye yapılmadı bu iş. İyi niyetle bir şey denendi. Herkes bir kusur buldu, hatta hakarete varan yazılar okudum. Neden? Kimsenin ekmeğiyle oynamadık ki. Ben böyle bir deneyimin içinde yer aldığım için çok mutluyum.

    Nasıldı o gece, onu anlatır mısınız?
    Ben heyecanlandığım zaman donup kalıyorum. Beni görenler “A, heyecanlı değil misin?” diyordu. Halbuki çevredeki her şey uğultu... Bir kere çok üşüdük ama yayında o soğuğu hiç hissetmedim. Finalde ne yaptığımı, o sahneyi nasıl oynadığımı hatırlamıyorum. Sadece yönetmenimiz Kudret’in (Sabancı) “Mevzuya gir” dediğini duydum kulaklıktan. Sadece onu hatırlıyorum. Son reklam arasında -ki 9 dakikaydı-, bana o kanın akacağı ekipmanın bağlanması gerekiyordu. Sadece orada biraz çıldırdım yetişemeyeceğim diye.

    Zor değil miydi canlı oynamak?
    Bir yandan oynamaya çalışıyorsunuz, bir yandan kulaklığınızdan direktifler geliyor. Çok komik bir şey bu. Son sahnede Kudret “Kan aksııın” diye kulaklıktan sesleniyor. Uzaktan kumandalı mekanizma harekete geçecek diye bekliyoruz. Ben önce ağrıdan bağırmaya başladım ama bir zaman sonra kan gelmiyor diye panikledim. Güya canım yanıyor; ama aslında ya kan akmazsa diye ağlıyordum.

    Ne yapardınız kan akmasaydı?
    Hiçbir şey, oynayacaktım yine.

    Final bölümündeki birçok sahne için “O öyle olur mu?” dedi seyirci.
    Sonuçta biz oyuncuyuz ve bize ne söyleniyorsa o sırada onu yapıyoruz.

    “Şehrazat’ı mazur görüyorum”

    Kendinizi rahat hissetmediğiniz bir sahneye itiraz hakkınız yok mu?
    Bu açıdan bizim çok anlayışlı bir senaryo ekibimiz var, arayıp soruyorum. Ya onlar beni inandırıyor ya da ben onları. Öyle bir hakkımız var, herkesin böyle bir lüksü olduğunu sanmıyorum.

    Şehrazat çok alıngan, çok kıskanç bir karakter. Hiç “Yetti bu kadın” demiyor musunuz?
    Oyunculuk öyle bir iş ki oynarken kendi kişiliğinizin baskın olmaması gerekiyor. Ne yazılıyorsa onu oynamak zorundayım. Tabii ki Şehrazat ile çok çatıştığımız noktalar oldu. Çok büyük acılar çektiği için güven problemi var. Dolayısıyla bazen çizgiyi aşabiliyor ama sebepleri var. O yüzden mazur görüyorum ben onu.

    Şehrazat’la Onur’un aşkı size de “fazla masum” ve cinsellikten uzak gelmiyor mu?
    Biz ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık. Yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Bir dizi gerçeği, devam etmek zorunda olan bir senaryo var. Şehrazat ile Onur aşkı insanların merakla beklediği bir şey olarak kalmalı.

    “Bundan sonra Şehrazat’a zıt bir rol oynamak istiyorum”

    Bu role neden sizi seçtiklerini biliyor musunuz?
    Aslında ben dizinin yapım şirketi TMC’nin o dönem başlayacağı diğer işindeydim. Ofiste konuşurken Ayşe’ye (Barım) dedim ki “Ne kadar güzel bir proje, acaba ben oynayamaz mıyım?” O da bana “Oynayamazsın, sen daha küçüksün” dedi. O zaman daha dizinin ismi de oynayacak isimler de belli değil. Çok star isimler konuşuluyor Şehrazat için... Sanırım bir enerjim var. Kıpır kıpırım, konuşkanım, oynayabileceğime inandılar. Beni role fizik olarak da çok yakın bulduklarını düşünüyorum.

    Ama Şehrazat kıpır kıpır değil.
    Evet, değil. Beni görenler inanmıyor zaten, Şehrazat gibi olduğumu zannediyorlar. İnsanların şöyle dediklerini biliyorum: “Bu kız bundan sonra başka bir şey oynayamaz.” Artık bunu kıracak bir şey istiyorum.
    Geçen sene arayıştaydım, karanlıkta yolumu aradım, aradım, buldum. Asla oyunculuk anlamında oldum demiyorum elbette. Ama matematiğini çözdüm. Şimdi Şehrazat’a zıt bir şey oynamak istiyorum. İdealimdeki tek şey tiyatro. Eğer kimse beni tiyatrosuna almazsa kendi tiyatromu yapacağım.

    Kimlerle birlikte oynamak var hayalinizde?
    Müşfik Kenter, Rüçhan Çalışkur, Halil Ergün, Işıl Yücesoy, Bülent Emin Yarar... Rüya gibi geliyor onlarla aynı sahnede olmak. Perran Kutman ile birlikte oynamayı çok isterdim. O bence dramayı da komediyi de köküne kadar yapabilen ender oyunculardan. Tardu (Flordun) ile sahnede olmak isterdim, çok acayip bir oyuncu çünkü, çok farklı bir yetenek.

    “TEGV çalışması kendimi işe yarar hissettirdi”

    Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı için yönettiğiniz Sokak Tiyatrosu’nu anlatın biraz da.
    Bayılıyorum bunu konuşmaya. Eskişehir Eğitim Parkı’nda üç grup öğrencim var. Hiçbir soru sormadan kabul ettim bu işi çünkü içinde tiyatro ve çocuklar vardı. Hayatta en sevdiğim iki şey. İlk başta acaba ben o çocuklara eğitim verecek kadar donanımlı mıyım diye korkuyordum. Ben biraz ince eleyip sık dokuyan biriyim Başak burcu olmamdan mütevellit. İlk karşılaşmamızda hepsi bir anda üstüme atladı. Ben normalde insanlarla çok fazla temas halinde olmaktan hoşlanmam. Ama çocuklar söz konusu olduğunda başka.

    Kaç yaşında bu çocuklar?
    8-12 arası. Tam canavar zamanları. İlk derste onlarla yaptığım anlaşma şuydu: Burada kesinlikle Şehrazat ve “Binbir Gece” yok.

    Size ne kattı bu çalışma?
    Kendimi işe yarar hissettirdi. Bana ihtiyaçları var. Mesela dün şöyle bir şey yaşadım. Selam verirken bir erkek öğrencim yanındaki kızın elini tutmak istemedi. Bununla ben ilk derste de karşılaşmıştım. Bu durum beni çıldırttı, hele ki şu dönemde. Oturdum anlattım, selamın oyunun bir parçası, hatta en zevkli kısmı olduğunu. Kafasına yattı ama içim parçalandı.

    Ailelerle karşılaştınız mı?
    Hayır. Zaten aileler duyduklarında inanmamışlar bizim eğitim verdiğimize. Resim çektirdik inansınlar diye. Halit’in oyununa destek olmak için Van’a gittim, o gün Nevruz kutlamaları vardı. 10 yaşında bir öğrenci geldi, ağlıyor: “Gelmek istiyorum ama çok korkuyorum.” Çünkü oradaki bir milletvekili gelip “Yarın hepiniz Nevruz kutlamalarına geleceksiniz. Eğer sizi evde görürsek camlarınızı patlatacağız” demiş. Ve bazı çocukları TEGV’in servisini beklerken alıp götürdüler kutlamalara. Hepimiz güzel bir iş yaptık ama Halit Van’a giderek çok özverili davrandı.
    (Bergüzar Korel’in oyunu bugün 17.00’de, aynı saatte Ceyda Düvenci’nin öğrencileri Samsun’da perde açacak.)

    “Konservatuar birinci sınıfta ne Shakespeare biliyordum ne Hamlet”

    Arada şunu düşünüyor musunuz: “Sakatlanmasaydım bugün hâlâ voleybol oynuyor olacaktım.”
    Belki de. Babam bütün arkadaşlarımı toplayıp bizi yemeğe çıkarırdı. Sorun derdim; “Tanju abi, Bergüzar voleybol oynuyormuş, doğru mu?” Hemen dizine vururdu, “Türkiye çok büyük bir voleybolcuyu kaybetti.” Hep aynı cümle, değişmedi senelerce. Gerçekten inanıyordu büyük bir voleybolcu olacağıma. Olabilir miydim bilmiyorum. Fiziğimin sağladığı çok avantaj vardı, takımda en uzun bendim.

    Uzun boylu bir kız çocuğu olmak zor muydu?
    Çok zordu. Ayakkabı bulamıyordum. Hiç unutmuyorum, beşinci sınıftayken okul alışverişine çıktığımızda bütün gün dolaştık ve en sonunda erkek ayakkabısı aldım. Hiç önde oturmadım sınıfta, hep arkada. Hiç kompleks yapmadım ama zordu.

    Hâlâ spor yapıyor musunuz?
    Üye olduğum spor salonlarına ancak bir ay gidebiliyorum. Çünkü koşu bandının üzerinde yürümek bana amaçsız geliyor. Voleybolun bir amacı var; sayı almak, kazanmak... Ama televizyonda bir voleybol maçı görürsem mutlaka izlerim. Tatile gittiğimde saatlerce plaj voleybolu oynarım. En son “Binbir Gece”nin pikniği oldu, kızlar kahve içerken ben setçi arkadaşlarla voleybol oynadım.

    Voleybolculuktan oyunculuğa sıçrama nasıl oldu?
    Çocukken hiç bu işlerin içinde değildim, her gün çift antrenman yapıyordum, maçlarım vardı. Konservatuar birinci sınıfta ne Shakespeare biliyordum ne Hamlet. Konservatuar sınavına 15 gün kala Zekai Müftüoğlu ile tanıştım, yeni mezun bir arkadaş buldu bana. O arkadaş beni 15 gün boyunca çalıştırdı. Orada Arnavut damarım tuttu, sınava dört gün kala “Ben Juliet oynamak istemiyorum” dedim. Ve sonunda “12. Gece”den Viola, “Antigone” ve bir de Shakespeare’in “29. Sone”siyle girdim sınava.

    “Annemle babama oyuncu olacağımı söylemeye utandım”

    Shakespeare’le, Hamlet’le ilgilenmeyen biri neden tiyatrocu olmak ister?
    Aslında ben oyuncu olmak istediğimi söyleyemiyordum annemlere, utanıyordum.

    Neden utanıyordunuz?
    “Ben tiyatro yapmak istiyorum ama bir gün ben de TV’ye çıkacağım, o zaman onlardan olacağım, acaba doğru mu?” diye sorgulama vardı içimde. Annemle babam her ne kadar isteksiz olsalar da destek oldular ve ben konservatuara girdim. Ama izin vermeseler de girecektim.

    Gözü kara mısınız?
    Evet. Ama hayatta en korktuğum şey birilerini kırmak. Gözü karalığım eğer birilerini üzecekse yok olur. Yoksa benim için iyi olacağına inandığım her şeyin peşinden giderim ve arkasında dururum. n

    “Geceleri gazetecileri gördüğümde bacaklarım boşalıyordu”

    “Binbir Gece”yle bir gecede inanılmaz ünlendiniz. Siz ne zaman anladınız ünlü olduğunuzu?
    İlk bölüm yayımlandı, ertesi gün çekimde Ceyda (Düvenci) ile canımız sıkıldı, alışveriş merkezine gittik. Orada bir aile gelip beni tanıdıklarını ve diziden çok etkilendiklerini söylediler. Çok şaşırdım ve ilk orada anladım galiba.

    Ama pek sevmediniz gibi...
    Başlangıçta bana diyorlardı ki hiçbir yere çıkmıyorsun, konuşmuyorsun. Zaten yaptığımız iş çok ortada, sağıyorlar devamlı. Ben de ortada olursam ne olacak, biteceğim. Başlangıçta çok çatışma yaşadım gazetecilerle. Bir yerden çıkıyordum, kamera gördüğüm anda bacaklarım boşalıyordu. Bayağı böyle sıcak bir şey akıyordu içimden ve yanımda kim varsa “Ne olur hemen gidelim” diyordum.

    Neden bu tepki?
    Çünkü onlarla nasıl iletişime geçeceğimi bilmiyordum. Gecenin bir saati yemekten çıkmışım, kapı önünde planlarımdan, hayatımdan bahsetmek ve hiç tanımadığım, ilk kez gördüğüm o insanlarla sanki samimiymiş gibi sohbet etmek garip geliyordu.

    Ve sonra alıştınız mı?
    Şimdi hepsini tanıyorum ve tanıdığım için konuşuyorum. Geçen sene çok güçsüz hissettim kendimi. Ama iyi durduğumu düşünüyorum. Çünkü şöhret -ki nefret ediyorum o kelimeden- çok büyülü bir şey. Onun içinde olmadım, ona karşı durdum hep.

    “Halit ile öğrenciyken bir kafede tanıştım”

    Sizinle yapılmış röportajları okurken kendinizle ilgili çok az ipucu verdiğinizi gördüm. Sonra annenizin şu cümlesine rastladım: “Bergüzar çok ketumdur.” Öyle misiniz?
    Bilmem, ketum muyum? Çok yakın arkadaşlarım her şeyimi bilirler. Ama onlarla bu hale gelene kadar 10-15 sene geçti. Bu benim çocukluğumdan gelen bir şey. Mesela çocukken kolumu yakmıştım sobada. Çok da kötü yandı ama anneme göstermedim günlerce. Simsiyah kabuk bağladı, ben hep uzun kollu giyiyordum. Bir gün oyun oynarken ablam gördü ve çığlık attı. Annem fark etti ve ağlamaya başladı. Ben de kaçıyorum, “Hayır, görmeyin” diye.

    Neden acaba?
    Çünkü birilerinin benim için bir şey yapmasını istemem. Bu çok garip bir psikoloji. “Benim için bir şey yaparsa sonra benden de bir şey ister” değil kesinlikle. Kimseye yük olmak istemiyorum, böyle yaşıyorum.

    Yaralarınızı saklıyorsunuz.
    Bilmiyorum. Ne ilgisiz bir çocukluk geçirdim ne de başka bir sebebi var bu tavrımın. Ama bana gelene kadar ailemin başka sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini düşündüm hep. Çünkü annemle babam da oyuncuydu ve farkındaydım yaşadıkları sorunların.

    Çocukluğunuzdan ilk hatırladığınız kare nedir?
    İlk aklıma gelen denizkestaneleri... Babam 10 sene boyunca bizi Karaburun'a götürdü. Çok kıskanç bir adamdı, sakınırdı bizi herkesten. Tam burunda bir evimiz vardı, denize oradan girerdik. Hiç kumdan kale yapmadım çocukluğum boyunca çünkü hep kayalıklardan girdim denize. Saatlerce şnorkelle denizin altında gezerdim.

    Kendini oyalayan çocuklardan...
    Evet, annem hep onu söyler. Arkadaşım azdı. Zaten yaşıtlarım 15 yaşından sonra isyan edip oraya gelmemeye başladılar. Tabii bizde böyle bir şey olamaz.

    İsyan etmiyor muydunuz?
    Ediyordum. Özgürlüğüm için çok savaştım ben. Şimdi her türlü özgürlüğüm var, paramı kazanıyorum, istediğim yerde yaşayabiliyorum. Ama... Annem hep söylerdi çok arayacaksın bu günleri diye. Büyümek hem güzel hem de acı veriyor. Babam yok, teyzem, anneannem yok. Büyük kayıpların sonunda büyük sevinçler yaşadım hep. Benim hayatım hep uçlarda, ya siyah var ya da beyaz.

    Bu bir tercih mi, rastlantı mı?
    Anormal rastlantılar var hayatımda. Hayatı rastlantıların sonucunu görmek için yaşıyorum aslında.
    Mesela bir gün konservatuardan bir arkadaşımla isyan edip çıkmışız dersten, bir kafede konuşuyoruz. Birisi oturuyor orada, döndü “Ya biliyor musunuz ben de Mimar Sinan’danım” dedi. Halit (Ergenç). Bu arada annemle iki dizide oynamış ama tanışmıyoruz. Sonra çok yakın arkadaş olduk. Ve “Binbir Gece”de Halit'le başrolü paylaştım.

    “Ne kadar param olduğunu annem bilir”

    Nerelerden giyiniyorsunuz?
    Dizaynırları severim ama Terkos Pasajı’ndan da alışveriş ederim. Beğendiğim tasarımcılar Mark Jacobs, Miu Miu, Yves Saint Laurent. Marka takıntım yok, Oxxo’nun tişörtlerine de bayılıyorum. Bir de dizide o kadar şık giyiniyoruz ki normal hayatta hiç giyinmek istemiyorum. O yüzden annem ve menajerim tarafından çok eleştiriliyorum.

    Neler için paraya kıyarsınız?
    Fotoğraf makinesi ve objektif. Onlara bütün paramı verebilirim. Her yere makinemle gidiyorum zaten. Lükslerim çanta, aksesuar değil de bunlar.

    Nelere yatırım yapıyorsunuz?
    Ben bilmiyorum ne kadar param olduğunu, annem bilir. Diziden sonra ilk araba aldım, sonra da küçük bir ev. Öyle iki yatırımım var şu anda ve de fotoğraf makinelerim tabii.

    En son ne alışverişi yaptınız?
    Üzerimdeki elbise. Yoldan geldiğim için gidip Mango’dan bu elbiseyi alıp geldim. Yaz demek benim için uzun, bol elbiseler demek...

    Hep böyle zayıf mıydınız?
    Hayır. Doğduğumda çok şişmanmışım. İlkokulda çok zayıfladım, sonra spor yapmaya başlayınca daha iri oldum. Geçen sene bir ara çok kilo aldım. Ama artık duruyor kilom. Ama çok yemek yerim.

    Her şeyi yer misiniz?
    Kırmızı et çok sevmiyorum.

    Et sevmeyen Arnavut olur mu?
    Ama sakatat yerim, kokoreç, işkembe yerim. Yalnız takıntılarım var, çok kötü. Demir ızgara kokusunun sindiği hiçbir eti yiyemem. Anne tarafım Giritli, sebze-ot çok yerim. Sırf mercimekle yaşayabilirim.

    Şu aralar ne okuyorsunuz?
    İpek Çalışlar’ın “Latife”sini.

    En son hangi oyunu seyrettiniz?
    Dot’ta “Kürklü Merkür”ü seyrettim. Çok beğendim. Oyundan “istediğiniz germekse evet şu anda çok gerginim” diye çıktım.

    Peki ya film?
    Hatırlayamayacağım kadar uzun zaman olmuş sinemaya gitmeyeli, ne ayıp!

    MİRAÇ ZEYNEP Ö./MİLLİYET


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:45 pm

    Bergüzar Korel, Binbir Gece’nin finalini Milliyet Gazetesi’ne anlattı.

    Bergüzar Korel: “Son sahnede Kudret (yönetmen) ‘Kan aksııın’ diye kulaklıktan sesleniyor. Uzaktan kumandalı mekanizma harekete geçecek diye bekliyoruz. Ben önce rol icabı ağrıdan bağırmaya başladım ama bir zaman sonra kan gelmiyor diye panikledim. Güya canım yanıyor; ama aslında ya kan akmazsa diye ağlıyordum” dedi


    Kaynak:magazinoteli.com


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:45 pm

    'Binbir Gece' dizisinin 'Bennu'su Ceyda Düvenci, mesleki kariyeri için acele etmediğini söyledi ve ekledi: Hiçbir zaman en tepede oturmak istemedim. Sakin ama emin adımlarla ilerlemeyi ve 40 yıl sonra da aynı işi yapabilmeliyim..

    Heyecanlı bir finalle sezonu kapatan 'Binbir Gece' dizisinin 'Bennu'su Ceyda Düvenci, önce arkadaşlarıyla sonra da ailesiyle Bodrum'da tatil yapmak istediğini söyledi. "Ben hayatta çok aceleci değilim" diyen güzel oyuncu, mesleki hedeflerini ise şöyle özetledi: "İlk günden beri hiçbir zaman en tepede oturmak istemediğimi söyledim. İhtiyacım olduğu kadar para istiyorum. Sakin ama emin adımlarla ilerlemeliyim. 40 sene sonra da işimi yapmalıyım."

    * 'Binbir Gece' dizisi tatile girdi. Bu süreçte siz neler yaptınız?
    Yaz için birkaç sunuculuk işi vardı ama ben kabul etmedim. Dizi bitti ama Kadir Has Üniversitesi'nde oyunculuk üzerine yüksek lisansım devam ediyor. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'yla yaptığımız 'Okuyorum Oynuyorum' projesi kapsamında 54 çocuğa üç çocuk oyunu çalıştırdım. Geçen hafta Samsun'da deniz kenarında sokak tiyatrosu yaptık.

    * Peki, eğitim sırasında nelerle karşılaştınız? Çocukların size yaklaşımı nasıldı?
    TEGV'in projesinde çalışmak benim için çok zevkliydi. Kendimi çok iyi hissettiğim özel anlardı. Bir anda 50 çocuğum oldu ve onlarla saatlerce çalıştım. Onlar yanıma gelip 'Ceyda abla seni seviyoruz' dedikçe ömrümün uzadığını hissediyordum. Sonuç muhteşemdi. Sokakta çocuklarımla tiyatro yapmak çok zevkliydi. Onlar da çok mutlu oldu.

    * Tatilde neler yapacaksınız?
    Benim tatil yaptığım yerler bellidir. Öyle kaçıp kovalanma durumum yok. Önce arkadaşlarımla tatil yapacağım, ardından tek başıma defterimi kitabımı alıp telefonlarımı kapatıp kafamı dinleyeceğim. Son olarak Bodrum'da yazlık tutup, tatilimi ailemle geçireceğim.

    * Sinema projeleriniz var mı?
    Gelen teklifler var... Şu anda konuştuğumuz iki tane iş var. Ben hayatta çok aceleci değilimdir. İlk günden beri hiçbir zaman en tepede oturmak istemediğimi söyledim. İhtiyacım olan kadar para istiyorum. Sakin ama emin adımlarla ilerlemeliyim. 40 sene sonra da işimi yapmalıyım. 'Herşey Çok Güzel Olacak' ilk sinema filmimdi. Sonra birkaç filmde daha oynadım ama bir daha istediğim gibi bir proje gelmedi

    * Oyuncu olmak çocukluk hayaliniz miydi?
    Liseden mezun olduktan sonra üniversite sınavına girdim ve istediğim bölümü kazanamadım. Üniversiteyi kazandığımda İstanbul'a taşınalı iki sene olmuştu. Babamın yönlendirmesiyle de oyunculuğa başladım. Ancak kesinlikle tepeden inme bir oyuncu olmadım. 200 kişinin arasından son ikiye kalarak ders almaya başladım. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde de birçok eğitim aldım. Hedeflerimi belirledim ve İktisat Fakültesi'ni bitirdim. Sonra da yüksek lisans yaptım.

    * 1997 yılında düzenlenen güzellik yarışmasına kendinizi tanıtmak için mi katıldınız?
    Hiç mankenlik yapmadım. Benim oyunculuğum ve sunuculuğum aynı anda başladı. 'Mikrofonu elime alıp, güzellerle röportaj yaparım. Bu

    * O dönemde güzellik yarışmalarına çıkan birçok kişi iyi işlerde yer almayı başardı. Bu anlamda kendinizi gençlere örnek olarak görüyor musunuz?
    Buna çok inanıyorum... Beş sene önce Ayşe Barım'la çalışmaya başladıktan sonra yaptığım mesleğe sahip çıkmak adına çok bilinçlendim. Nasıl davranmam gerektiğini öğrendim ve gerçek Ceyda'yı ortaya çıkarmaya çalıştım. Her insan hata yapabilir. Üstelik biz mesleğini duygularıyla yapan insanlarız. Bizim hayatta hata yapma ihtimalimiz çok daha fazla.

    * Bugüne dek hiç pişmanlıklarınız oldu mu?
    Ben yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Yaşadığım 31 yılın her gününden keyif aldım. Beni ben yapan şeyler benim yaşanmışlıklarımdır. O yüzden yaşadığım her şeyden gurur duyuyorum.

    * İlişkilerinizde zor mu güvenirsiniz?
    Artık zor güveniyorum... Yaşım ve yaşanmışlıklarım beni değiştirdi. Kendimi tanıma ihtiyacı üç sene önce başladı. Yanımda kimleri görmek istediğimi ve neler yapmayı amaçladığımı görmek istedim.

    * Kıskanç mısınız?
    Bana özel davranılmasını seviyorum. Mesela annem bana sarıldığı gibi bir başkasına sarılamaz! Eğer böyle bir şey olursa büyük olay çıkar. Babam ve anneannem için de geçerlidir. Ben bunu oyunculuğun bana geri getirdiği ego olarak görüyorum. Ben menajerimi de kıskanırım. Senede bir kıskançlık krizim tutar. Bu yüzden benim sevilmem lazım.

    * Bu özelliğiniz sevgilinizle aranızda sorun yaratmıyor mu?
    Beni seven böyle kabul edecek. Mesleğimin bana geri dönüşümüdür.

    * Yaşla birlikte insanın hayatına sokacağı kişinin özellikleri de değişiyor mu?
    Evet, bence değişiyor. Her şeyden önce karşımdaki kişinin beni çok sevmesi gerekiyor. Sürprizleri çok severim. Hayatıma sokacağım insan hayatta çok sağlam durmalı. Ben sevgilime sırtımı dayayabilmeliyim. Bu bencilce bir durum değil! Beni gerçekten seven bir insan zaten kısıtlamaz çünkü; ben çok güvenilecek bir kadınım. Hayatımdaki insanlara karşı çok netimdir. Aşıksam, kızgınsam, bitirmeye karar verdiysem hemen söylerim. Duygularımı gizlemem. Kafama bir şey takıldıysa, bunu içime atmam. Kendimi sıkmam ve kin tutmam.

    * Sorun yaşandığında düzeltmek için ilk adımı karşı taraftan mı beklersiniz?
    İlişki içinde sorunlar başladığı anda benim için bir süreç başlar. Bu süreç içinde sorunları da konuşurum. Konuşmayla olmuyorsa bir danışmana gidilir. Bu süre içinde hep çaba beklerim. Ben mücadeleyi sonuna kadar veririm ve karşı tarafın da vermesini beklerim. Değecek biri olursa iki yıl zaman verdiğim bile olmuştur.

    * Evinizde üç bin kitabınız varmış. Hepsini okudunuz mu?
    Hepsini okumadım, ama keşke zamanım olsa da okuyabilsem. Ben tam anlamıyla bir kitap fetişiyim. Kitaplarıma bakarak uyumayı çok seviyorum. Sevdiğim yazarları set olarak alıyorum. Kitaplarım ve DVD'lerim benim hayatımda vazgeçilmezimdir.

    * Küçük notlar alıp, ileride doğacak çocuğunuza bırakmayı düşünüyormuşsunuz. Bu notları yazmaya ne zaman başladınız?
    Beş sene önce başladım. Şimdiye kadar okuduğum kitaplardan aldığım notlar ve aralarda benim yazdığım ufak notlar birikti. Ayrıca çocuk kitapları seslendirmeyi istiyorum. Çocukları çok sevdiğim için TEGV'le de bu yüzden çalışmaya başladım.

    * 'Binbir Gece'deki Bennu karakteriyle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?
    Canlı yayınındaki hamile görüntülerimden sonra herkes 'Sen gerçekten hamile kal, sana çok yakışıyor' demeye başladı.

    * Bennu'yla ortak noktalarınız var mı?
    Bizim Bennu ile tek benzer yönümüz; ikimizin de güleryüzlü olması. Bennu'nun aksine ben kıskancım. Bennu Kerem'i kendisine zorla sevdirdi. Gerçi şimdi çok mutlulular ama yine de Bennu gibi olmak zor. Ben olamam. Beni sevmeyen bir adamın beni sevmesini bekleyecek kadın değilim!

    * Bennu ile en büyük farkınız ne peki?
    Bennu ile aramdaki en önemli fark; benim sevilmeyi sevmem. Benimle bütün zorluklara göğüs gerecek, 'Ben buradayım. Sırtını bana yasla. Biz çok iyi aile olacağız, ben her zorluğunda yanındayım' diyerek beni ölümüne sevecek bir adam lazım bana!

    * İsmail Hacıoğlu ile yaşadığınız ilişkide çok yıprandığınız dönemler oldu. Artık kendinize yaş sınırlaması getirdiniz mi?
    Ekran önüne ilk defa böyle bir şey çıktığı için yadırgandı. Ben bu konuda kendimi sınırlamıyorum. Yaşadığım ilişkinin sonuna kadar arkasındayım. Şimdi olsa yine aynı şeyi yaşarım. Çok mutlu geçirdiğim zamanlarım var. Umarım her kadın hayatında böyle bir şey yaşar. Ben ilişkilerde yaş, din, meslek, para ayrımının yapılmasını çok saçma buluyorum. Herkes istediği gibi ilişki yaşayabilir. Yazılanlardan çok farklı bir sebep yüzünden ayrıldık. Aldatılma söz konusu değildi. Hayata bakışımız bizi ileriye götürmeyecekti.

    * Görüşmeye devam ettiniz mi? Çok büyük bir şey yaşadık ve bitmesinin ardından görüşmedik. Hayatımdaki yeri her zaman farklıdır. Yaşadığı olumsuz bir olayda ben hep yanında olacağım. Evlensem bile benim için ayrıdır. Zaten beni ve yaşadıklarımı kabul edecek bir adamla evlenirim.

    * Şu anda hayatınızda biri var mı?
    Hayır, hayatımda kimse yok. Kafamı dinlemeye çalışıyorum. Ancak kendimi kapatmış değilim. Hayatın ne getireceği belli olmaz.

    Kaynak: Sabah.com.tr


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:45 pm

    Çocuklarla aynı sahnede



    "Binbir Gece" dizisinin ünlü oyuncusu Halit Ergenç, Van'da çocukların sevgilisi oldu.



    Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve Yapı Kredi'nin üç yıldır birlikte yürüttüğü "Okuyorum Oynuyorum" projesi kapsamında geçtiğimiz pazar günü Türkiye'nin birçok şehrinde Sokak Tiyatroları düzenlendi. Ünlü oyuncuların gönüllü desteğiyle Anadolu'nun 10 ilindeki TEGV Eğitim Parkları'nda gerçekleştirilen çalışmalarda 500'ü aşkın çocuk, tiyatro oyunları sahneye koydu. Projeye destek veren ve mart ayından bu yana belirlenen eğitim parklarında çocuklarla okuma provaları yapıp, kostüm, dekor, müzik çalışmalarına katılan ünlüler de, çocukları mutlu günlerinde yalnız bırakmadı. Melisa Sözen, Ezgi Mola ve Serkan Altunorak'ın oyuncu koçluğunu yaptığı Sokak Tiyatrosu, İstanbul Olivium Outlet Center'da gösterilerini sergiledi. Güven Kıraç da izlemek için oradaydı. Van'da, Halit Ergenç'in koçluğunu yaptığı çocukların gösterisi sergilendi. Onları izlemek için Bergüzar Korel, Tan Sağtürk ve Beste Bereket de Van'daydı. Sinan Tuzcu da Gaziantep'te çocukların gösterisindeydi.


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:46 pm

    Üç silahşörler, Dartanyan ve ben


    Geçen hafta Binbir Gece’nin canlı yayınında Şehrazat ve Onur’un düğününe bir grup gazeteci arkadaşımla katılmıştım.

    Hepsi o geceyle ve o özel masayla ilgili yazdılar.

    Şimdi de ben üç silahşörler ve Dartanyan’la ilgili yazacağım.

    Yazıyı okuyun ve Dartanyan kim siz karar verin.

    En çalışkanımız Cengiz Semercioğlu’ydu. Düğün başlar başlamaz olanları anında not etmeye başladı.

    En centilmenimiz Yüksel Aytuğ.

    Masadaki diğer erkekler reklam aralarında şallarına sarılırken bana şalını verme nezaketini gösteren o oldu. Bugün zatüree değilsem onun sayesindedir. Keşke her erkek böyle düşünceli olsa.

    İşini en ciddiye alanımız Bekir Hazar’dı. Biz yeni evlilerle ne gibi bir alakamız olduğunu düşünmezken o kendine hemen bir rol kaptı. Canlı yayında Onur’un askerlik arkadaşı olarak bulunuyormuş. Ertesi gün Star TV’de Petek Dinçöz’ün programına katıldığında da bol bol askerlik arkadaşından bahsetti. Seneye bir bakmışız Bekir, Onur’un askerlik arkadaşı olarak Binbir Gece kadrosunda!

    Kameralara en alışkın olanımız da Mesut Yar’dı. Denese başarılı bir oyuncu olur bence. Kameralarla barışık, nasıl rol yapacağını da iyi biliyor. Şehrazat yere yığıldığında yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz.

    Kendim için gecenin en şanslısı diyeceğim.

    Bütün yakışıklıların toplandığı masada tek kadın olarak el üstünde tutuldum. Çok da eğlendim.

    Kahkahalarımız yan masaları kıskandırmış. Keşke biz de sizinle olsaydık diyenler çoktu.


    Üç Silahşörler ve Dartanyan’la en yakın zamanda bir akşam yemeğinde tekrar bir araya getirmeyi planlıyorum.

    Bir başka düğünü ya da canlı yayını beklemeye hiç niyetim yok.

    Ömür GEDİK


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Ptsi Haz. 30, 2008 10:46 pm

    Ekranda çocuk düşüren düşürene !

    Geçen yıl bu zamanlar televizyon dizilerinde bir "veledi zina" furyası yaşanmıştı. Dökümünü bu köşede verdiğim "ekranda gayrı meşru çocuk patlaması" haberi, büyük yankı uyandırmıştı. Bugün sizlerle yeni bir listeyi paylaşacağım. Bu kez yerli dizilere egemen olan, "çocuk düşürme" modasından söz edeceğim. Sezon finali ya da final yapan dizilerde, çoğunluğu yine gayrı meşru olmak üzere pek çok "bebek düşürme vakası" yaşandı. İşte şaşırtıcı yekun:Binbir Gece'de Şehrazat , Yaban Gülü'nde Dilber, Annem'de Ayşe, Kavak Yelleri'nde Deniz'in annesi, Arka Sokaklar'da Hüsnü'nün karısı Suat, İki Aile'de Eda, Yaprak Dökümü'nde Leyla, Elveda Derken'de Lale... Bunlar benim aklıma ilk gelenler. Eminim sizler kendi kafanızda bu listeyi genişletebilirsiniz. Bunlara bir de geçmiş sezonlardan Bir İstanbul Masalı'nın Esra'sını, Yabancı Damat'ta Kadir'in Yunan karısını ve Asmalı Konak'ın Bahar'ını (ilk çocuğunu düşürmüştü) eklersek, sayı 11'i buluyor. Yani ekranın düşen çocukları eğer yaşasalardı, bir futbol takımı oluşturabilirlerdi!..

    Kaynak: Sabah.com.tr


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..
    avatar
    ÖZLEM
    Bolum Sorumlusu
    Bolum Sorumlusu

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1110
    Nerden : her yerden....
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından ÖZLEM Bir Paz Tem. 13, 2008 1:55 pm

    Bergüzar Korel, Elele dergisine Tan Sağtürk'le ilişkisini ve şöhretle değişen son iki yılını anlattı.




    "Binbir Gece" dizisinin Şehrazat'ı Bergüzar Korel, Elele dergisine Tan Sağtürk'le ilişkisini ve şöhretle değişen son iki yılını anlattı. "Tan da sanatla uğraştığı için birbirimizi besleyebiliyoruz. Bu anlamda verimli bir şeyler yaşıyoruz. Tan da çok yoğun çalışıyor aslında. Birbirinize zaman ayırabiliyor musunuz derseniz, hayır. Çok fazla zaman geçiremiyoruz birlikte ama geçirdiğimiz zaman da dolu dolu geçiriyoruz. Benim kendi özel hayatım devam ediyor yine. O anlamda özgür bir ilişki yaşıyoruz. Merkez noktalarımızda farklı şeyler var. Bizim ilişkimiz, bunları besliyor."

    n Çekimden sonra fotoğraflarda sizi Türkan Şoray’ın gençlik hallerine çok benzettik. Sizce "4 Yapraklı Yonca"nın yeni versiyonu kimler?

    - Bence hiç kimse. Onların yerinin doldurulacağını düşünmüyorum.

    n Genç oyunculardan farkınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

    - Bunu söylemek kendini bilmezlik gibi geliyor bana. Sevmediğim bir durum aslında. Ama sivrilmiş bir isimsiniz ve tabii ki diğerlerinden farklısınız ki "Şehrazat" rolünde oynuyorsunuz... Sadece kendimi anlatabilirim. Büyülü şeye kendimi kaptırmamamdan geliyor herhalde. Çok disiplinliyim, sorumluluklarımın çok bilincindeyim. Acele etmiyorum. Herşeyin çok ağır ve yavaş ilerlemesini istiyorum. Oyunculuk, hayatım boyunca yapacağım bir meslek. Bu arada isim olmak biraz da şansla ilgili. Gelen projelerle ilgili. Birbir Gece ve TMC ortaklığı çok önemli. Doğru insanlarla çalışıp doğru ilişkiler kurduğumu düşünüyorum. Doğru ilişki kurmak için çabalamıyorum. Şu yönetmenin elinde şöyle bir senaryo varmış, nerelere gidiyor acaba, hangi davetlere katılıyor, diye takip etmiyorum. "Hıh! Çatlayın, patlayın, yılda 10 film çekiyorum" da demiyorum. Bunu yapmak için çalışmıyorum. Dolayısıyla ağır gidiyorum, bu anlamda şanslıyım.

    BENİM DERDİM KALICI OLMAK

    n Bu özelliklerinizin dışında, ilgi alanlarınız nedir?

    - Çok bunaldığımda çiftliğe gidip ata biniyorum. Fotoğrafa çok zaman harcıyorum. Fotoğraf makinamı ilk elime aldığımda gördüğüm herşeyi çekiyordum. Ama sonra çocuk portreleri çekmeye başladım. Sonra sonra gelişti, portrelere dönüştü. Fotoğraf makinam elimde, çingene mahallesine de gidip çekiyorum, bir kafede otururken arkadaşım ağladığında da çekiyorum.

    n Peki Tan Sağtürk’le ilişkiniz başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?

    - Şöyle birşey diyebilirim onunla ilgili olarak... O da sanatla uğraştığı için birbirimizi besleyebiliyoruz. Bu anlamda verimli birşeyler yaşıyoruz. Tan da çok yoğun çalışıyor aslında. Birbirinize zaman ayırabiliyor musunuz dersen, hayır! Özel hayat anlamında birbirimize çok zaman ayıramıyoruz.

    n Kameralar sizi işinizin dışında, ilişkiniz nedeniyle de takipte. "İki ünlünün birlikteliği" nasıl gidiyor?

    - Bu yaşadığım ilişki, farklı ilgi alanlarına sahip iki kişinin ortak noktada birleşip bir arada iyi vakit geçirebileceğini öğretti bana. Çok fazla zaman geçiremiyoruz birlikte ama geçirdiğimiz zaman da dolu dolu geçiriyoruz. Benim kendi özel hayatım devam ediyor yine. O anlamda özgür bir ilişki yaşıyoruz. Merkez noktalarımızda farklı şeyler var. Bizim ilişkimiz, bunları besliyor.

    n Birlikte olduğunuzda nasıl vakit geçiriyorsunuz?

    - Tan da, oyunculuk yaptığı için onun en çok dinlediği insanlardanım. Beni uyardığı alanlar da olabilir. Fotoğraf ikimizin ortak zevki. O daha soyut çalışır, ben daha somut çalışırım. Bir koreografisi olduğunda ilk bana izlettirir. İkimizin de birbirimize ait özel hayatları var. İkimiz de bunun içine girmeyiz. Onun da iş hayatı ve arkadaşları var. Benim de öyle. Sınırlarımızı biliyoruz. Hem griftiz aynı zamanda çok da özgürüz ilişkide. Bu anlamda sözümüz var birbirimize.

    n Peki bu ilişkinin sizin için önemi ve farkı ne?

    - Bu ilişkide çok zor dönemler atlattık birlikte. Dolayısıyla "birlikte olmayı, bir insanın elini tutmayı, bir insanın bana ihtiyaç duymasının nasıl bir şey olduğunu" öğrendim. Onun dışında çok daha olgun bir yaşıma denk gelen bir ilişki. Önceden bir ilişki benim için, her dakika birlikte olmak, her boş zamanı birlikte değerlendirmek iken, şimdi özgürlüklerimi de paylaşıyorum. Böyle bir farkı var benim hayatımda. İş, kültürel, entelektüel anlamda beni çok besliyor bu ilişki. Birlikte birşeyler yarattığımız zaman çok mutlu oluyoruz. Bizim sorunumuz, "Zamanımız yok, birşey yaratmıyoruz" oluyor genelde.

    n Birliktelik haberiniz ilk duyulduğunda, tarzlarınızın farklılığı nedeniyle -o daha bohem ve siz bir küçük hanımefendi- şaşırmıştı herkes...

    - Dışarıdan öyle görünüyor, bohem biri değil aslında. Ama herhalde zıtlıklar bir arada tutuyor bizi.

    n Ayaklarınızın yerden kesildiği, sürprizli bir anınızı hatırlamanızı istesem?

    - İyi mi, kötü mü bilmiyorum ama çok sürprizli bir ilişki yaşamıyoruz. Birbirimizin hayatına girmemiz zaten büyük bir sürprizdi. Hakikaten çok sürpriz bir anda başladı. Bir anda oldu. İlk günden itibaren de hiçbir şeyi saklamadık.

    n Nasıl tanıştınız?

    - Bahsedildiği gibi ben ondan dans dersi alırken falan olmadı... (gülüyor) Çok tesadüfi bir şekilde tanıştık.

    n Peki mesleğinizdeki hedefiniz ne?

    - Benim derdim kalıcı olmak. Eldeki malzemeyi ne kadar çok tüketirseniz, o kadar geçici olursunuz. Zaten bizim mesleğimizin garantisi yok.

    Çok zor dönemler atlattım

    Açıkçası basının ve insanların üzerime geldiği dönemde kendimi hayvanat bahçesindeki herhangi bir canlı gibi hissediyordum bir ara. Gece bir yerden çıkıyorum, etrafımda tanımadığım bir sürü magazin muhabiri görüntü almaya çalışıyor, sorular soruyor... Diğer taraftan yolda beni gören herkes, cep telefonuyla fotoğrafımı çekmeye çalışıyor. Ben o sırada hiç rahat olamıyorum. İnsanların bunu gizli gizli muhbirliğe çevirmelerini anlayamıyorum. Halbuki benden izin alsalar, zaten buna izin vereceğim. Ben bir ödül aldım (Altın Kelebek). O dönem benim için çok zor geçti. Ödül aldığımın ertesi günü, ünlü bir köşe yazarı "Bu ödülü almaya hiç utanmadın mı, babanın kemikleri sızlıyordur" tarzında yazılar yazdı. Ben zaten o ödülün gündemdeki bir işte olduğumdan dolayı, beni motive etmesi için verildiğini düşünüyorum. O ödül, ’yılın en iyi kadın oyuncusu’ ben olduğum için değil, benim önümü açmak için verildi. Bu yazıyı okuyup, ertesi gün sete gittiğimde, ağlamaktan bana makyaj yapılamadı. Sadece "Neden bana bunu yapıyorlar?" sorusu çıktı ağzımdan. Ama hep sessiz kalıp beni anlamalarını bekledim. Sabırlı oldum her zaman... Hálá da öyleyim. Hiçbirşey için acele etmiyorum.


    _________________
    avatar
    ÖZLEM
    Bolum Sorumlusu
    Bolum Sorumlusu

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1110
    Nerden : her yerden....
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından ÖZLEM Bir Paz Tem. 13, 2008 1:55 pm

    Binbir Gece dizisinin başrol oyuncusu Bergüzar Korel için daha önce "İnek gibi bakıyor" diyen Yalçın Küçük, 32.Gün’de bu sefer Bergüzar’ı şöyle bir cümle içerisinde kullandı: "Ben eskiden tersini söylemek istediğim zaman ‘O öyleyse ben Marilyn Monroe’yum’ derdim. Sonra yeni kuşaklar Marilyn Monroe’yu anlamadıkları için, ‘O öyleyse ben Nichole Kidman’ım’ dedim. Şimdi onu değiştiriyorum, Türkiye demokrasiyse ben Bergüzar’ım."


    _________________
    avatar
    sevgi sihirbazı
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 3524
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/02/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından sevgi sihirbazı Bir Paz Tem. 27, 2008 11:44 pm

    Ünlü oyuncu Bergüzar Korel ilk kez bikinili olarak Çeşme Alçatı'da yakalandı. Yeni Asır muhabirini karşısında görünce çok şaşıran Korel, "Beni ilk kez bikinili çektiniz tebrik ederim" dedi. Annesiyle Alaçatı'da tatil yapan tanınmış oyuncu 3 yıldır Çeşme'ye tatile geldiğini bu sene ilk kez Alaçatı'da sörf dersi almaya başladığını söyledi. Sörfün mükemmel bir spor olduğunu söyleyen Korel, yurt dışından sporcuların gelip Alaçatı'da sörf yaptığını, Türkiye'nin bu şartlara sahip olduğu için şanslı olduğunu söyledi. Binbir Gece dizisinin devam edeceğini vurgulayan ünlü oyuncu, diziyle ilgili sürpriz gelişmeler olacağını, seyircinin beklediğinden de farklı bölümlerin ekrana geleceğini vurguladı. Bu arada özel yaşamıyla ilgili sorulan sorulara karşı çekimser kalan Korel, balet Tan Sağtürk'le güzel bir ilişki yaşadığını söyledi.


    _________________
    avatar
    sevgi sihirbazı
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 3524
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/02/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından sevgi sihirbazı Bir Paz Tem. 27, 2008 11:45 pm

    Ceyda Düvenci evlilik tarihini verdi: 13 Ağustos




    Engin Akgün ile sürpriz nişana imza atan Ceyda Düvenci 13 Ağustos tarihinde Esma Sultan Yalısı'nda nikahlanıyor


    ***

    Ceyda evlilik tarihini verdi
    Engin Akgün ile sürpriz nişana imza atan Ceyda Düvenci 13 Ağustos tarihinde Esma Sultan Yalısı'nda nikahlanıyor.

    İşadamı Engin Akgün ile 1.5 aylık bir flörtün ardından babasının evinde nişanlanan genç oyuncu Ceyda Düvenci, işi hiç uzatmadan nikah masasına oturuyor. Bodrumda yakın dostları Mehmet-Arzum Aslantuğ çiftiyle tatil yapan oyuncu, nikah tarihini ise 13 Ağustos olarak açıkladı.

    GELİNLİK İTALYA'DAN GELECEK
    Esma Sultan Yalısı'nda dünya evine gireceğini söyleyen Ceyda'nın mutluluğu, yüzüne yansımış. Tatil dönüşü hazırlıklara başlayacak olan güzel oyuncu, gelinliğini İtalya'dan alacak.


    _________________
    avatar
    sevgi sihirbazı
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 3524
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/02/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından sevgi sihirbazı Bir Paz Tem. 27, 2008 11:49 pm

    Erol Avcı'nın üniversite öğrencisi kızı Gizem Avcı'nın cenazesinde gözyaşları sel oldu.

    Önceki gün bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybedip bariyerlere çarparak yaşamını yitiren ünlü yapımcı Erol Avcı'nın üniversite öğrencisi kızı Gizem Avcı'nın cenazesinde gözyaşları sel oldu. Yakınları, arkadaşları ve sinema dünyasından pek çok ünlü ismin katıldığı cenaze töreninde baba Erol Avcı ile anne Nuray Avcı'nın güçlükle ayakta durduğu görüldü.
    Aralarında Bir İstanbul Masalı, Hırsız Polis, Binbir Gece gibi çok tutulan dizilerin de bulunduğu birçok yapımda imzası bulunan ünlü yapımcı ve TMC Ajans'ın sahibi Erol Avcı'nın önceki gün trafik kazasında hayatını kaybeden kızı Gizem Avcı'nın cenazesi, dün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılınan ikindi namazın ardından Çengelköy
    Aile Mezarlığı'na defnedildi.
    Kızlarının ani ölümüyle ayakta durmakta güçlük çeken baba Erol Avcı ile anne Nuray Avcı, camiye el ele geldiler. Gözyaşları içindeki anne Nuray Avcı dakikalarca kızının tabutunun başında ağlarken "Kızım daha 19 yaşındaydı, ne damadımı ne torunlarımı görebildim" diye konuştu.
    Gizem Avcı'nın cenazesine katılanlar da gözyaşlarına engel olamadı. Cenazeye katılanlar arasında Bergüzar Korel, Ceyda Düvenci, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Cansu Dere, Tamer Karadağlı, Arzum Onan, Mehmet Aslantuğ, Erkan Petekkaya, Azra Akın, Murat Saygı, Murat Akdilek, Betül Şahin gibi sinema ve sahne dünyasından birçok ünlü vardı.
    Işık Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Gizem Avcı, geçtiğimiz pazar günü saat 14.00 sıralarında Beykoz Konakları'ndaki evlerinden sinemaya gitmek için 34 AC 6083 plakalı Opel otomobiline binmiş, evden çok fazla uzaklaşmadan Yeni Riva Yolu'nda Kavacık yönüne giderken henüz belirlenemeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere çarpıp hayatını kaybetmişti.


    _________________
    avatar
    sevgi sihirbazı
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 3524
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/02/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından sevgi sihirbazı Bir Paz Tem. 27, 2008 11:50 pm

    Binbir Gece” için nasıl fetva verecekler?

    Kanal D’nin merkezi Dubai’de olan MBC kanalına sattığı diziler, Arap ülkelerinde gündem yaratmaya devam ediyor.


    MBC’nin Arapça dublaj yaparak yayınladığı “Ihlamurlar Altında” ve “Gümüş” dizileri, Türkiye’de olduğu gibi Arap kanalının yayın ulaştırdığı her noktada büyük ilgi görüyor.
    Dizi tutkunu Araplar, “Gümüş” dizisinin başrol oyuncusu Kıvanç Tatlıtuğ’u Hollywood starı Brad Pitt ile aynı kefeye koyuyor.

    Arap televizyoncular Türkiye’den başka diziler de alıp yayınlamanın planlarını yapıyor.
    Arap dünyasının büyük ilgi gösterdiği Türk dizileri sayesinde Türkiye’ye gelen Arap turist sayısında üç kat artış olduğu da iddia ediliyor.

    Ama madalyonun bir de öteki yüzü var.
    Nasıl ki, Türkiye’de bir dönem Brezilya ve Amerika dizileri moda olunca, “Bu diziler toplumun ahlakını bozuyor” diye tepki gösterenler olmuşsa, Arap dünyasında da benzer bir oluşum söz konusu. Bazı internet siteleri, MBC’nin yayınladığı Türk dizileri için din adamlarından fetva alıp yayınladı. Fetvayı verenlere göre “Gümüş”, aile hayatına zararlı. Nedeni de şu:

    “Arap kadınlar, dizilerden etkilenerek eşlerinden kendilerine daha fazla ilgi gösterip, romantik davranmasını beklemeye başladı. O yüzden boşanmalar arttı. Muhannad (Kıvanç Tatlıtuğ) çiftler arasında duygusal şizofreni zehri yaydı...”
    Bu fetvacılar belli ki, daha “Binbir Gece”yi seyretmedi. İzleyip, “Onur”un “Şehrazat”a bir gece için önce 150 bin, sonra 00 bin dolar önerdiğini duysunlar, siz görün o zaman “Arap’ın ya lelli”sini...

    Ali Eyüboğlu / Milliyet


    _________________
    avatar
    sevgi sihirbazı
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 3524
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 21/02/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından sevgi sihirbazı Bir Paz Tem. 27, 2008 11:52 pm

    Aliye’nin tahtına Binbir Gece oturdu

    Bir ekran efsanesi olan Aliye’nin bitmesiyle, atv ve Kanal D, salı gecesinin liderliğini alabilmek için müthiş bir rekabete girdi. İki kanal da, her halleriyle üzerinde çok çalışılmış olduğu belli olan iki diziyi aynı saatte yayına sürdü. Atv’nin kozu Hatırla Sevgili, Türkiye’nin kritik dönemlerinden birini mercek altına almış.

    İzleyicisine adeta bir belgesel lezzeti veren dizide, Adnan Menderes’in hayatından ve dönemin siyasi ortamından kesitler sunuluyor. Bir dönem dizisi olmasına karşın, gerek öyküsü, gerek oyuncuları ve gerekse titizlikle çekilmiş sahneleriyle gerçekten de iyi bir dizi Hatırla Sevgili.

    Hüseyin Avni Danyal, Beren Saat ve Okan Yalabık da rollerinin hakkını vermiş. Kırık Kanatlar’da canlandırdığı Yüzbaşı Cemal karakteriyle beğeni toplayan ve bu projede yer alabilmek için Kırık Kanatlar’dan ayrılan Cansel Elçin ise, Hatırla Sevgili’deki rolüyle hayran kitlesini daha da artıracak gibi gözüküyor.

    GECENİN GALİBİ SİNAN
    Salı gecesinin ikinci dizisi ise Kanal D’nin Binbir Gece’si. Aliye’nin yönetmeni Kudret Sabancı’nın imzasını taşıyan ve başrolünü de Aliye’nin kocası Sinan rolündeki Halit Ergenç’in canlandırdığı Binbir Gece, ilk bakışta Aliye’yi çağrıştırıyor olsa da, diziyi izleyince bu fikirden uzaklaşıyorsunuz. Bu arada Halit Ergenç’in canlandırdığı Onur Aksal karakteri, sert tavırlarıyla Sinan’ı aratacak gibi görünüyor. Dizi, oğlu lösemi hastası olan bir annenin, çocuğunun tedavisi için gereken parayı bulma mücadelesini konu alıyor. Tüm umutları tükenen talihsiz anne Şehrazat (Bergüzar Korel), son çare olarak patronu Onur Aksal’dan 150 bin dolar istiyor. Patronu ise, kendisiyle bir gece birlikte olması koşuluyla parayı vereceğini söylüyor. Çaresiz durumdaki Şehrazat, bu teklifi kabul etmek zorunda kalıyor...

    Şimdi gelelim işin reyting kısmına. Gecenin birincilik ipini, Kanal D’nin Gamze Özçelik’li ve Uğur Pektaş’lı polisiye dizisi Arka Sokaklar göğüsledi. Binbir Gece’yle, Hatırla Sevgili arasındaki rekabette ise, Binbir Gece rakibini az farkla geçti. Gecenin sürprizi ise Sıla’nın tekrar bölümünden geldi. Yıla damgasını vuran dizilerin başında gelen Sıla’nın tekrarı, tüm kişilerde her iki yeni diziyi de ardında bırakırken, AB Grubu’nda iki dizinin bir basamak altında yer aldı.


    _________________
    avatar
    zynpocean
    VIP
    VIP

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1093
    Yaş : 30
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 09/03/08

    Geri: Binbir Gece

    Mesaj tarafından zynpocean Bir Cuma Eyl. 05, 2008 7:05 am

    Onur ile Şehrazat Uzanlar’ın yalısına taşındı



    Uzanlar’ın 17 yıl konut olarak kullandığı, TMSF’nin el koyduğu Yeniköy’deki Ahmet Afif Paşa yalısı, Binbir Gece dizisinin çekimi için sezon sonuna kadar kiralandı.

    Şehrazat ve Onur’un oturacağı yalı için TMSF’ye her ay 30 bin YTL ödenecek

    Şehrazat (Bergüzar Korel) ve Onur’un (Halit Ergenç)’in düğünüyle sezon finalini yapan “Binbir Gece” milyonları merak içinde bırakmıştı. Şehrazat’ın gelinliğiyle kanlar içinde yere düşmesi herkesi heyecanlandırmıştı. Yeni sezon çekimlerine başlayan dizide yenilik ve sürprizlerin de ardı arkası kesilmiyor. Dizideki en büyük yenilik çekimlerin gerçekleştirdiği villanın değiştirilmesi oldu. Binbir Gece’yi Arap ülkelerine satmaya hazırlanan yapımcı firma TMC, Araplar’ın hayran olduğu Boğaz’da yalı arayışı içine girdi.



    Çivi çakmak bile yasak

    Araplar’ın beğeniyle izlediği Gümüş dizisinin çekimlerinde kullanılan tarihi Abud Yalısı gibi bir yer arayan yapımcı firma TMC kısa sürede amacına ulaştı. Şirket, Kemal Uzan’ın 17 yıl konut olarak kullandığı, 4 yıl önce TMSF’nin el koyduğu Yeniköy’deki Ahmet Afif Paşa Yalısını kiraladı. Ancak TMSF 95 yıllık geçmişi olan yalının çeşitli şartlarla dizi setine dönüştürülmesine izin verdi. Bu şartlardan en önemlisi ise 1 çivi bile çakılmaması oldu. Hatta TMSF bunun için bir çalışanını da çekimler boyunca yalıda bulunması için görevlendirdi.

    TMC Haziran sonuna kadar kiraladığı yalı için TMSF’ye her ay 30 bin YTL ödeyecek. Bu yalı dizide nikah masasına oturan Onur ve Şehrazat’ın aşk yuvası olacak. Dizinin ana karekterleri Şehrazat ve Onur evlendikten sonra yeni hayatlarını burada sürdürecek.

    Yalıya El Thani de talip oldu

    Kemal Uzan’ın 17 yıl yaşadığı Ahmet Afif Paşa yalısı, mimarisi ve büyüklüğü itibariyle İstanbul Boğazı’nın eşsiz yapılarından biri. Nokta Dergisi’nde yayınlanan haberde, yalıya yaklaşık 40 milyon dolar değer biçildiği belirtildi. 3 bin 700 metrekare arsa üzerine kurulan yalının arkada 17 bin 500 metrekarelik bir de korusu mevcut. Bir zemin, iki normal ve bir çatı katından oluşan yalının toplam 21 odası mevcut. Bunun yanında dört seyir kulesi ve her katta so falar bulunuyor. 95 yıllık bir geçmişi olan yalıya Sabah ve atv’nin ortağı Katar Emiri Şeyh El Thani’ni de talip olmuştu


    03/09/2008
    Zehra ÇENGİL
    gazetevatan.com


    _________________



    Çek git diyor şeytan..git sessiz sedasız..ve gittigin zaman sanmaki ağlayıp sızlarlar ardından..

      Forum Saati Salı Ara. 12, 2017 9:44 pm