Yeni Yeni'den


    özgür çevik

    Paylaş
    avatar
    Kutsi_Seyma
    Ogretmen
    Ogretmen

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 272
    Nerden : Kutsinin Yüreğinden
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    0 / 1000 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 16/03/08

    Geri: özgür çevik

    Mesaj tarafından Kutsi_Seyma Bir Perş. Tem. 10, 2008 3:46 pm

    +
    avatar
    sevgi_arsızı
    Moderator
    Moderator

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1941
    Yaş : 29
    Nerden : yukardaki tebessümün içinde tutsak......
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 27/02/08

    Geri: özgür çevik

    Mesaj tarafından sevgi_arsızı Bir Salı Tem. 29, 2008 11:40 pm






    Not:alıntıdır...


    _________________
    avatar
    sevgi_arsızı
    Moderator
    Moderator

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1941
    Yaş : 29
    Nerden : yukardaki tebessümün içinde tutsak......
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 27/02/08

    Geri: özgür çevik

    Mesaj tarafından sevgi_arsızı Bir Salı Tem. 29, 2008 11:42 pm








    Not:alıntıdır...


    _________________
    avatar
    sevgi_arsızı
    Moderator
    Moderator

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1941
    Yaş : 29
    Nerden : yukardaki tebessümün içinde tutsak......
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 27/02/08

    Geri: özgür çevik

    Mesaj tarafından sevgi_arsızı Bir Salı Tem. 29, 2008 11:44 pm

    Özgür Çevik bir yarışmayla hayatımıa girip ortadan kaybolmayan nadir isimlerden. Henüz 28 yaşında ama son beş yılı büyük olasılıkla on yıl gibi yaşadı. Sürekli kendini sorgulayan biri olarak girdiği yeni dünyada işi gücü kendisi olmuştu. Kafasının üstünde her daim bir soru balonu dikkatle ilerliyordu bilmediği yollarda. Son zamanların en popüler dizilerinden birinde oynuyordu. İstese belki üçüncü albümünü çıkarıyordu bugün ama direndi. Albümün Yabancı Damat'tan dolayı tutmasını istemiyordu ; ancak yardımı olabilirdi. İkisini birbirinden ayırmalıydı. "Kolay dönmüyor benim gözüm" diyordu nasıl ilerlediğini anlatırken; " İnsan her şeyi yapabilirim zannediyor. Birtakım insanlar öyle zannettirmeye çalışıyor. Kendine güveni çok yüksek olan insan hemen ona da buna da girmek istiyor. 'Ne kadar fazla şeyde yer alırsam o kadar iyi fikri' de var bir yerlerde, birilerinde... Bende öyle olmuyor. Müzik konusunda da öyle oldu, dizi konusunda da ... Ben bunu yapmalı mıyım yapmamalı mıyım, yeterli miyim değil miyim? Ben hep biraz daha kendimin karşısında oluyorum. 'Sen bunu yapabilecek misin oğlum, emin misin?' diyorum. Kendimin yanında değil, önce karşısındayım; tokatlayan taraftayım."
    Mükemmeliyetçilikten miydi bu tokatlar? Picasso bile hiçbir işini mükemmel bulmazdı, öyle değil mi ama? "O biraz neden biliyor musun?" dedi küçük mavi gözleriyle dimdik bakarak; "Egodan... Kendi işini beğenmemek de ego. Ben işlerimi beğeniyorum ama bir türlü yeterli bulmuyorum. Anladım ki o egonun içeriden şişkinliğinden kaynaklanıyor. Dürüst olmak lazım. 'Sen daha iyisini yapabilirsin' diyor içimden biri bana."
    Özgür'e göre insan kendine çok yüklendiği zaman kaderini etkiliyor, yapabileceği bir şeyi yapamaz hale geliyordu. Neyse ki kaderinin önüne geçememişti. Sonunda Yabancı Damat bitti, televizyondan sinemaya tüm teklifleri bir süreliğine geride bırakıp ilk albümü Düşünce'yi çıkardı. Özgür o yaklaşık bir yıllık süreçte kendini ne kadar tokatladı bilinmez, ortaya kendi deyişiylesağlam bir albüm koydu. Tek şarkı hariç albümdeki tüm söz ve müzikler ona ait. O şarkı da Fikret Kızılok'un Fark Etmeden'i. Kendisinin yazmış olmak isteyeceği, Onun dünyasında da yeri olan ütopik bir adayı anlatan Fark Etmeden... Kaybolup giderken fırtınalarda / Gönlümce bir ıssız ada bulmuşum / Fark etmeden fark etmeden senin olmuşum...

    Marie Claire : Bu albümü eline aldın mı nasıl hissediyorsun? 'Daha iyisi olabilirdi' diyor musun?
    Özgür Çevik : Öyle diyorum ama ona rağmen çok sağlam bir yerde durduğuna inanıyorum. (Albümü eline alıp iki eliyle sıkarak) Şu albümün sapsağlam olduğuna, kırılmayacağına inanıyorum. Kırarsam çok zorlamak kaydıyla ancak ben kırarım. Erken kırmazsam eğer , aceleci davranmazsam benim açımdan pozitif bir şeydir. Kas yapmak gibi ... Eski kasları yırtarsın, vücüt yeni kas yapar. Bu gelişmedir aslında.

    M.C.: Nasıl dönemin ürünü bu albüm?
    Ö.Ç.:
    Karanlık bir dönemim ürünü. Kartonetinden içindeki yazılardan fotoğraflara, sözlerden müziklere kadar anlaşılacağı üzere... 'Alacakaranlık' diyelim.. Herkesin dışarıdan baktığı zaman 'Ohh' filan dediği ama içeriden öyle yaşanmayan bir dönemin ürünü. Sırf zaten 'Ohh' diyenlere inat bu albüm. Siz öyle diyorsunuz ama neler yaşandığını ben size anlatayım. Böyle böyle böyle.

    M.C.: "Karanlığa hayran içim" demişsin kartonette. Bu da bu döneme ait bir hayranlık mı?
    Ö.Ç.:
    Karanlık negatif bir kelimedir ama aslında orada aydınlıkla inatlaşma durumu var. Genel bir his var öyle içimde karanlığa hayran olmak gibi. Karanlık dediğim gerçeklik. Hepimizin aşık olması, hepimizin anne sevgisi, arkadaş sevgisi, bunların sosyal yaşamda yerini bulması ama hiçbirimizin bu konularda bencil olduğumuzu itiraf edememesi. Aslında kendimizi sevdiğimizi, kendimizi sevdiğimiz için sevgilimizi sevdiğimizi, bize iyi baktığı için annemizi sevdiğimizi itiraf edemememiz gibi bir karanlıktan bahsediyorum. Madalyonun öteki yüzüne hayranlığım. Gerçek bu...


    _________________
    avatar
    sevgi_arsızı
    Moderator
    Moderator

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1941
    Yaş : 29
    Nerden : yukardaki tebessümün içinde tutsak......
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 27/02/08

    DEVAM...

    Mesaj tarafından sevgi_arsızı Bir Salı Tem. 29, 2008 11:47 pm

    M.C.: Son birkaç yılda bu karanlığın çok daha farkına vardın belki de...
    Ö.Ç.:
    Evet, öyle oldu çünkü hayatın daha yüksek bir yerine geçiş yaptım. Eskiden kurduğum minimal hayallerin birden bir sürü insan tarafından bilindiğine şahit oldum, bir sürü insana anlattığımı fark ettim.

    M.C.: Şarkı sözlerine bakıyorum, aşk acısı çeken bir adam var. Çok mu çektin?
    Ö.Ç.:
    Çektim ama herkesten fazla çektiğimi zannetmiyorum. Kimisi aşık olup bu konuda başarısız olduğu zaman - ayrılığı başarısız olarak değerlendiriyorum - başka şeylerle oyalanabiliyor. Hemen onu unutmaya çalışıp başka bir hayatın içine girmek, bu sayede yaşamlarını devam ettirmek gibi bir yola girebiliyor. Bende öyle olmuyor. Biraz mazoşistçe gelebilir ama ben o durumun içinde kalmayı seviyorum. Onun ne hissettiğini biraz daha hissedeyim... Onun için de demleniyorum. O demlendiğim zamanlarda biraz daha sert sözler çıkıyor.

    M.C.: Tam anlamıyla mutlu olabiliyormusun?
    Ö.Ç.:
    Kendime bazı sorunlar yaratıyorum. En mutlu halimde bile hemen bir sorun bulayım da onunla uğraşayım gibi bir durum oluyor.

    M.C.: Bu ilişkine de yansıyorudur.
    Ö.Ç.:
    Yansıyor... Ama zamanla değişecek bir durum bu. Olgunlaştıkça, bu durumu daha fazla yaşadıkça başka bir şeye karar verebilir insan. "Ben artık bunu yaşamak istemiyorum, mutluluğun tadını çıkaracağım, hayatın keyfine bakacağım" diyeceğim. Yaşla ilgili olabilir. Her yaşta, her saatte yeni bir kapı açılıyor insanın zihninde. "A, burayı ben daha önce görmemiştim" diyorsun. Belki burayı görmediğinin bile farkına varmıyorsun. Vizyonun değişmiş.

    M.C.: Uzun ilişkiler yaşayabiliyor musun?
    Ö.Ç.:
    İki yıl maksimum. Benim yaşımda olup da yedi senedir ilişkisi olan arkadaşlarım var. Bir tarafım imreniyor ama bir tarafım da onu anlamakta zorlanıyor. Çünkü ilişkide sabitlik, düşüncede sabitlik, mekanda sabitlik çok anlayabildiğim bir konu değil. Benim sırtıma bir tane çanta verin, ben gideyim.

    M.C.: Yanına çantalı biri gelse, dolaşsa seninle ...
    Ö.Ç.:
    İşte onda da sabitlik var. Benim kadar hızlı değişebilen biri çıksa karşıma belki de böyle olmayacak. Karşımdakininde sabit kalmaması gerekiyor, öğrenmem gerekiyor ondan çok şey. Çok bencilce bu isteklerim biliyorum ama onun da benden bunu beklemesini istiyorum. Karşılıklı bir bencillikten bahsediyorum.

    M.C.: Aşk bitti mi neler oluyor?
    Ö.Ç.:
    Onun hakkında merak ettiklerin tükeniyor. Ona olan hayranlığına çok alışıyorsun. Aşıksan hayransındır. Merak ettiğin tarafları vardır gizemli kalan. Onları öğrenmek için hevesli bir çocuk gibisindir. Çok fazla görüştüğün zaman bir süre sonra o hayranlığın normalleşir. Bir mekanda koku varsa ilk girdiğinde alırsın, sonra alışırsın. Onun gibi ...

    M.C.: Yeni bir aşka hemen açabiliyor musun kalbini?
    Ö.Ç.:
    Uzun süre açemıyorum. Hesaplaşıyorum kendimle neden başarısız olduğumla ilgili... Belki de bundan sonra böyle olmayacak, bilmiyorum.

    M.C.: Sadece karşı tarafta hata bulanlardan değilsin yani...
    Ö.Ç.:
    Sevgilinle kavga ederken gözün hiçbirşey görmüyor olabilir. Çok ağır cümleler kurabilirsiniz karşılıklı olarak. Her şeyi unutabilirsiniz ama o cümleler unutulmuyor, ağır yaralıyor. Sonra oturup üzerinde düşündüğüm zaman kendimde de çok fazla hata buluyorum. O yüzden başarısızlık sayıyorum. Bir süre o sayfayla uğraşıyorum. Ne zaman ki o sayfa biraz muğlaklaşıyor, oradan birtakım dersler çıkarıyorum, ondan sonra yavaş yavaş yeniden açılmaya başlıyor o ihtimal.

    M.C.: Aldığın derslerden yararlanıyor musun peki bir sonraki ilişkide?
    Ö.Ç.:
    O kadar çok kendinle hesaplaşıyorsun ki ister istemez bilinçaltında yer ediyor. Mutlaka ki ders alıyorum. Hala ısrarla almadığım dersler var. İlk aşkımdan sonuna kadar aynı hataları yapma durumum... Öyle bir hata listem var.

    M.C.: Nedir bu hatalar?
    Ö.Ç.:
    (Uzun süre sessiz kaldıktan sonra) Ya çok zor bir soru... Çıkmaz ağzımdan kolay kolay çünkü çok gerçekçi olmaya çalışan bir adamım kendime de. Ve acımasızım. Ağzından çıkan her cümle büyür, insanın kaderini baştan şekillendiri. O yüzden o cümleyi sarf etmek benim için gerçekten zor olur. Kafada düşünürüm düsünürüm ama söylemem.

    M.C.: Yargılanmaktan mı korkuyorsun?
    Ö.Ç.:
    Yargılanmak istemem çünkü ben zaten yeterince yargılıyorum. Etki altında kalabilen bir adamım. Benim hakkında görüşlerin çok pozitifse çok düşünmem ama negatifse moralim bozulur ve inan bir ay onu düşünürüm. Bu özelliğim hoşuma girmiyor.


    _________________
    avatar
    sevgi_arsızı
    Moderator
    Moderator

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1941
    Yaş : 29
    Nerden : yukardaki tebessümün içinde tutsak......
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    100 / 100100 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 27/02/08

    DEVAM

    Mesaj tarafından sevgi_arsızı Bir Salı Tem. 29, 2008 11:49 pm

    M.C.: Hakkında ne düşünüleceğine dayanamıyorsun öyle mi?
    Ö.Ç.:
    (Gülerek) Evet, aynen öyle ... Yargılanmayı sevmiyorum ama bak bunu itiraf eden bir adamım. Benim gibi çok görürsün ortalıkta. Baskın olarak yargılanmayı sevmeyen... Kimse itiraf etmez. Umurunda değilmiş gibi yapar.

    M.C.: Bu dile getirmediğin bir şey mi?
    Ö.Ç.:
    Evet, dile getirmediğim birşey... Kendimle ilgili konuşmaktan kaçındığım bir şey. Kendim için önemsediğim için, yoksa çok özel şeyler oldukları için değil. Kendisini önemseyen bir adamım.

    M.C.: Değişime hazır değilsin o zaman.
    Ö.Ç.:
    Değilim... Biraz katı taraflarım var. Gerçekten sözün büyü olduğuna inanıyorum. Ağzından çıkması insanın kaderini etkiliyor.

    M.C.: Bunları dostlarınla paylaşır mısın?
    Ö.Ç.:
    İyi arkadaşlarım var ama bayağı büyük bir alanım da var yalnız olduğum. Zaman zaman çok sıkıldığım , zaman zamansa çok sevdiğim.

    M.C.: Kimsenin bilmediği bir tarafında var.
    Ö.Ç.:
    Var. O kadar açık olamam... Hazır değilim belki de. Başta kendime, sonra başkalarına yalan söylemeyi hiç sevmiyorum. Oraya geldiğim zaman kaçarım. O yüzden ...

    M.C.: Son beş yılda insanlarla ilişki anşemında hayatın ne kadar değişti?
    Ö.Ç.:
    Her şey değişti. Televizyon işi yapınca tanınıyorsun, tanındığın zaman da bütün enerjin değişiyor, ilişkilerin değişiyor, ilişkide olduğun insanların sana tavırları değişiyor.

    M.C.: En hakiki ilişkini tanınmadan önce mi, sonra mı yaşadın?
    Ö.Ç.:
    Önce... Aslına bakarsan önce olduğuna inandım hep. Bu da tehlikeli bir konu çünkü en hakiki ilişkimin tanınmışlıktan önce olduğuna öyle bir inandırdım ki kendimi. Çok zor alışırım şu anki hayatımda bir ilişkinin çok samimi olduğuna inanmaya. Ama bir takım değişimler var kafamın içersinde çünkü artık bu benim. Tanınmışlık da benim , yaptığım iş de benim, yaptığım işte sevilmem veya sevilmemem benim. Ama zor bir geçiş.

    M.C.: İnsanlara yaklaşırken tedirginilk duyuyor musun?
    Ö.Ç.:
    İlk başlarda daha ürkektim. Kolay ısınabilen bir adam değilim zaten. Mesafeliyim. Kendime bile mesafeliyim. En sıcak halimle bile mesafeliyim aslında. Kendime çoğu zaman bir başkasıymış gibi davranıyorum. Aileme karşı da öyle... Tabii içsel bir mesafeden bahsediyorum.

    M.C.: İyi bir aşık mısın?
    Ö.Ç.:
    Zor bir adamım. Çok sevdiğim, benden saydığım insanlara kendime davrandığım gibi davranırım. Aşıksam çok içselleştirmiş oluyorum. Kendi içimdeki çocuğu hırpalayan bir adam olduğum için onu da hırpalarım. Aşk, çiçek, böcek birden 'ben buyum' a dönebilir. Diyemem ki ben çok muazzam süprizler yapıp karşımdaki kadını çoştururum.

    M.C.: Peki aşkını rahat rahat gösterebiliyor musun desem...
    Ö.Ç.:
    Aşık olduğum kişiden sakınarak veren bir tipimdir. Dedim ya kendime davrandığım gibi davranmak bu. Çok severim, söyleyemem. Sakınarak söylerim. Gıdım gıdım... Maalesef...


    _________________

    Sponsored content

    Geri: özgür çevik

    Mesaj tarafından Sponsored content


      Forum Saati Çarş. Kas. 22, 2017 4:54 pm